|
Önce aile geleneğine bağlı kalarak basımcı-yayımcı olarak çalışan Eugene Louis Boudin, daha sonra işyerine gelip giden İsabey, Thomas Couture ve Troyon'un etkisiyle resme yöneldi. Havre'da Joseph Morient'in atölyesinde çalıştıktan sonra, bir burs kazanarak Paris'e gitti ve Güzel Sanatlar Akademisi'ne yazıldı (1851). Louvre Müzesi'ndeki Hollandalı manzara ressamlarım yakından incelemesi, Courbet gibi bazı çağdaş ressamların doğalcı eğitimlerinden ve Barbizon okulu ressamlarının öğretisinden, atölyelerinde çalıştığı Troyon ve Millet'nin yapıtlarından etkilenmesi sonucunda, kendine öz-gü bir doğrultu benimsedi.Corot'dan da büyük ölçüde etkilendi (Özellikle, kullandığı ciddi renkler ve gri tonlar arasında sağladığı uyum bu etkiyi yansıtır). 1859 yılında sergilediği, Baudelaire tarafından çok iyi yorumlanmış olan ilk yapıtında (Le Pardon de Sainte-Anne-La Palud), sözü edilen bütün etkileri yansıttı. Honfleur'e döndükten sonra açık havada çalışmaya başlayan Boudin, Normandiya, İngiltere ve Hollanda' nın küçük limanlarındaki günlük yaşamı, henüz oluşumunu tamamlamamış izlenimci bir duyarlıkla yansıttı. Resimle ilgili ilk bilgileri verdiği genç Claude Monet'ye ve Hollandalı Jongkind'e, doğaya beslediği derin sevgiyi aşıladı. Yaşamının sonuna doğru ün kazanmaya başladı ve Rus Korveti adlı yapıtının devlet tarafından satın alınmasıyla, 1888 yılından sonra yeteneği resmen kabul edilmiş oldu. 1889 Dünya Sergisi'ne gönderdiği beş tuvali bir altın madalyayla ödüllendirildi. Ölümünden iki yıl önce de, "Legion d'honneur" nişanını aldı. Yapıtlarında benzer konuları işlemesine karşın, aynı kalıplar içinde sıkışıp kalmamayı başarmış bir sanatçı olan Boudin, ışık etkilerine, sulardaki ışık ve renk oyunlarına duyarlılığından, doğadaki bütün değişken öğelere, bulutlara, denize, gökyüzüne ilgisinden ötürü izlenimci ressamların dolaysız öncülerinden sayılmaktadır (zaten, izlenimcilerin 1874 yılında fotoğrafçı Nadar'daki ilk sergilerine de katılmıştır).
|