|
Bir süre hukuk okuduktan sonra resim öğrenimi görmek için Paris'e giden ve çocukluk arkadaşı Zola'yla buluşan Paul Cezanne, İsviçre Akademisi'ndeki dersleri izlemeye başladı; Renoir, Pissarro, Sisley, Guillaumin gibi sanatçılarla tanıştı. Ama Güzel Sanatlar Akademisi'ne giremediği için dönüp, bütün zamanım resme ayırdı ve Salon'a gönderdiği bütün tabloların geri çevrilmesine karşın, resim çalışmalarını sürdürdü. 1872'de Auverssur-Oise'da Pissarro'yla buluşup, orada kaldığı süre içinde, izlenimcilerin etkisiyle üslubunu geliştirdi. 1874'te izlenimcilerin sergisine katıldıysa da, izlenimci hareketi benimsemedi. Bununla birlikte, günden güne açık ve ışıklı renkler kullanmaya başladı. Asılmış Adamın Evi adlı tablosunun en iyi örneğini oluşturduğu bu dönem tablolarını daha çok açık havada gerçekleştirdi (Marsilya Manzaraları). İzlenimciliğin kurallarından ayrılan sanatı hızla, daha yabancı, ama daha çok işlenmiş ve yapıya daha çok önem veren bir tutuma doğru gelişti. Üslubunu düş gücünden ve gözlemlerinden kaynaklanan öğelerle zenginleştiren sanatçı, akademik yapı anlayışından bütünüyle kurtulmuş olmakla birlikte yapısı son derece sağlam olan resimlerinde, desen güçlülüğü ile renklerin anlatımsal duyarlığını, uyum içinde birleştirmeye özen gösterdi. Klasik perspektif kurallarına pek uymayan Cezanne'nin tutumu, sonradan büyük ölçüde etkilediği kübistlerin araştırmalarının öncüsü oldu. Bakışımsızlığın olanaklarından yararlanan sanatçı, derinliği kaldırdı, alışılmamış katlama bir perspektif uyguladı (Peppermint Şişesi, Elmalar ve Portakallar gibi natürmortları, bu yönelişini vurgulayan başlıca yapıtlardır). Üslubu sonunda öylesine özgünleşti ki bu yüzden izlenimciliğin ateşli savunucusu olan Zola'yla arası açıldı 1884'te, on yıl önceki ilişkilerinde bir erkek çocuk doğurmuş olan Hortense Fignet'yle evlenince,bu evliliğe hiç de memnun olmayan babasıyla da arasının bozulması üstüne, iyice yalnız kaldı. 1882-1895 arasında yoksulluk ve yalnızlık içinde yaşadı ve bir dizi başyapıt oluşturdu: İtalyan Kadın; Mme Cezanne'nin Portreleri; Gustave Geffroy'nin Portreleri; Kâğıt Oynayanlar; vb. Sonunda, yapıtlarının değerini anlayan tablo alım satımcısı Ambroise Vollard'ın sanatseverleri etkilemesiyle, üne kavuştu. Yaşamının son on yılı boyunca sanatı son derece gelişti (Yıkanan Kadınlar; Sainte-Victoire Dağı; Kara Şato; vb.) ve sonradan modern resmin doğmasına yol açacak olan yeni kuşağı (fovlar, kübistler, soyut sanatçılar) büyük ölçüde etkiledi.
|