Felsefe

Fotoğraf

Edgar Degas PDF Yazdır e-Posta

Varlıklı bir ailenin çocuğu olan Edgar Degas, bir süre hukuk öğrenimi gördükten sonra Güzel Sanatlar Okulu'na girerek Lamothe'un öğren­cisi oldu (1855). Daha sonra İtalya' ya giderek orada sanat eğitimini ta­mamladı.

İZLENİMCİLER TOPLULUĞUNA SİMGESEL KATILMA

Degas'ın 1886-1887 yıllan arasında yaptığı tablolar, geleneksel anlayış­ta gerçekleştirilmiş yapıtlar olmakla birlikte, Puvis de Chavannes ve Ing­res (özellikle tarihsel kompozisyonlarda) gibi sanatçıların etkilerini taşırlar. Bununla birlikte, Bellelli Ailesi adlı portre çalışması, Degas' nın güçlü kişiliğini ortaya koyar. Kendi doğrultusunu belirlemesinde 1870 savaşının büyük payı olan sa­natçı, dostluk kurduğu yüzbaşı Henri Rouart aracılığıyla önce Manet'le, daha sonra da, Guerbois kahvesine sürekli olarak giden Zola, Duret, Duranty ve öbür izlenimciler­le tanışmış ve o tarihten başlayarak izlenimci hareketin bütün gösterile­rine katılmış, ama akımın kurallarını benimsemeyip, kendine özgü üslu­buyla izlenimciliğin bütünüyle dışın­da kalmıştır. İzlenimcilerin gösteri­lerine yalnızca kurulu düzene, akademiciliğe karşı olduğunu, bağımsız­lığını ve renk anlayışını göstermek amacıyla katılmış olduğu için, klasik mizaçlı olan, dönemin doğalcılık akı­mına ilgi duyan ve insan plastiğine tutkuyla bağlanan Degas, izlenimci­ler topluluğuna simgesel olarak ka­tılmış bir sanatçı sayılabilir. 

DEGAS'NIN EN ÇOK İŞLEDİĞİ KONU: DANS 

Açık hava resmiyle hiç ilgilenmeyen Degas için, sanatsal anlatımın teme­li, "biçimi görme yöntemi olan de­sen" dir. En çok işlediği konular olan dans, at yarışı alanları, çalışan ka­dınlar (Ütücü Kadınlar, Şapkacılar) sanatçıyı, atmosferdeki titreşimleri değil, yapay ışığı işlemeye yönelt­miş, izlenimcilerin etkisiyle anlatım üslubunu belli bir ölçüde zenginleş­tiren Degas, bütünüyle kendine öz­gü teknik yöntemleriyle de virtüözlüğünü gözler önüne sermiştir: Sözgelimi, gösteri sahnelerini işler­ken, yukardan aşağı ve eğik görün­tülere yer vermesi (Yıldız Dansçı, Vikont Lepic, Opera'nın Fuayesin­de'ki dansözler), işlediği konuların özgün görüntü çerçevesi, Degas'ın "Paris yaşamıyla ilgili olayların" görüntülenmesine şaşırtıcı bir ger­çeklik kazandırmıştır.  

Bu konuları sunuşundaki gözüpeklik ve sertlik, sırt figürleri, kısaltımlar (rakursi), büyük planlar, bütün bu görüntüleri her türlü önemsiz ayrıntıdan korur. Dans, yaşamının sonuna kadar Degas'ın en çok işlediği konu ol­muş, danstaki kaçıcı zarifliği ve tütülerin (balerinlerin giysisi) üstü­ne vuran ışığın titreşmesini, dalga­lanmasını tam anlamıyla yansıtabil­mek için önceleri yağlıboyayı aça­rak yoğunluğunu son derece azaltan sanatçı, daha sonra yavaş yavaş pastele yönelmiştir. Degas'ın renklerindeki saydam ışıklılık, üst üste gelen ama birbiri ardı sıra tespit edilen taramalar yapmasından kay­naklanır (Kakao Fincanı).. Sanatçı son başyapıtları olan nü'lerin tümü­nü ve "monotiplerini" pastelle yap­mıştır.Yaşamının son yıllarında gözleri hiç görmeyen Degas, duygu ve düşün­celerini bu kez de  heykellerle an­latmaya çalışmış ve bu alanda da güçlü yapıtlar ortaya koymuştur. 

 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle