|
Alman ressamı ve gravürcüsü (Nürnberg, 1471-Nürnberg, 1528). Nürnberg'e göç etmiş Macar asıllı bir kuyumcunun oğlu olan Albrecht Dürer, genç yaşta ressam-gravürcü Wolgemut'un atölyesinde çırak olarak çalıştı ve bir yandan gravür sanatının bütün inceliklerini öğrenirken, bir yandan da ilk resim denemelerine girişti. 1495'te İtalya'ya bir yolculuk yaparak, Mantegna'nın bakır üstüne gravürlerini inceledi ve etkisinde kalarak, mitolojiden alınma çeşitli konuları canlandıran gravürler yaptı. 1498'de Apokalips'i canlandıran tahta üstüne gravür dizisine başladı (bu dizileri isa'nın Çilesi ve Meryem'in Yaşamı adlı, gene tahta üstüne gravür dizileri izledi). Bu arada Kendi Portresi, Yaşlı Babasının Portresi, İsa'nın Haç'tan İndirilmesi, İsa'nın Doğumu gibi son derece başarılı tablolar gerçekleştirdi. 1506'da İtalya'ya yaptığı ikinci yolculuktan sonra, tablolarında daha açık renklere yer vermeye başlayarak, Bellini'nin doğrultusunu benimsedi: Meryem Teşbihi Bayramı; Teslise Tapma; vb.7 İsa'nın Doğumu adlı tablosunu sunmuş olduğu imparator Maximilian' in ısmarladığı tahta üstüne anıtsal gravürler dizisini (Zafer Alayı) gerçekleştiren sanatçı, 1514'te annesinin ölümünden hemen sonra, Rönesans dünyasının düşlerini ve kaygılarını çarpıcı bir biçimde dile getirdiği Melankoli adlı estampı ile Şövalye, ölüm ve Şeytan adlı estampını gerçekleştirdi. Maximilian'ın döneminde bağlanan ödeneğin Karl V döneminde de kesilmemesi sayesinde, 1520'de Hollanda'ya bir yolculuk yaptı ve Quentin Matsys'ten etkilenerek, İmhoff'un Portresi, Büyük Şapkalı Adam, Nürnberg'li Belediye Danışmanları, Dört Havari adlı tablolarında, derin bir düşüncenin buyruğundaki İtalyan idealizmi ile Flaman gerçekçiliğinin güçlü niteliklerini ustalıkla bağdaştırmayı başardı. Kesinliğe ve ayrıntının gerçekliğine son derece önem veren bir desenci, büyük bir çözümleme ustası, hümanizmamn başlıca özelliklerini kendinde toplamış bir kişi olan Dürer, Alman sanatının son derece önemli temsilcilerinden biridir. Düşüncesindeki zenginlik, çizgilerindeki güçlülük ve kesinlik, renklerindeki canlılık ve şiddetle kendini kabul ettirerek, ünü ülkesinin sınırlarını aşmış, dönemindeki İtalyan ve Flaman okullarını bağdaştırmayı başarmıştır. Resim ve gravür alanındaki çalışmalarının yanı sıra, bir Günce'si ve üç inceleme kitabı vardır: Pergel ve Cetvelle İlgili Bilgiler (1525); Kentlerin, Şatoların ve Ovaların Tahkimi Üstüne Birkaç Ders (1527); İnsan Boyutlarıyla İlgili Dört Kitap (1528).
|