Felsefe

Fotoğraf

Camille Pissarro PDF Yazdır e-Posta

Fransız ressamı (Saint-Thomas, Antiller, 1830- Paris, 1903). Yahudi bir tüccarın oğlu olan Camille Pissarro, öğrenimini Paris'te yap­tıktan sonra, önce babası tarafından kendisiyle çalışmaya zorlandı. Ailesi karşı çıktığı halde, içindeki derin ressam olma isteğini kanıtlamak için 1852'de Venezuela'ya gitti ve orada kendim tümüyle resme verdi. Bu ülke­de gerçekleştirdiği ilk yapıtlarda, özellikle de manzaralar yaptığı, mes­leğinin ilk yıllarındaki tablolarda,Decamps'm çalışma biçiminin etkisinde

 

kaldı. 1854'te Saint-Thomas'ya dönen Pis­sarro, babasından öğrenimini Paris' te sürdürme iznini kopardı ve 1855'te Paris'e gitti; bir süre, Evrensel Sergi' de yapıtlarını sergileyen ressamların anlattıkları eğilimleri değerlendirmeye çalıştı; özelikle Corot'nun yapıtla­rına karşı büyük ilgi duydu. 1859'da, "Corot'nun öğrencisi "notunu taşıyan bir manzarayla ilk olarak Salon ser­gisine katıldı; aynı yıl, kendisiyle ay­nı dönemde İsviçre Akademisi'ndeki dersleri izleyen Monet'yle tanıştı.

  

ÜSLUP ARAŞTIRMASI

 1863'te açılan "Reddedilmişler" Salonu'nda jongkind, Whistler ve özel­likle de Manet'nin yapıtlarının yanın­da yer alan tuvalleri pek ilgi görme­di. 1866'da Pontoise'a yerleşmiş ol­makla birlikte, Manet'nin masasında toplanan Monet, Sisley, Bazille gibi dostlarının buluşma yeri olan Cafe Guerbois'ya sık sık girip çıkmaya baş­ladı. İzlenimci ressamların düşünce­lerinin giderek daha çok belirginleş­meye başladığı bu dönemde, Pissarro tablonun oluşturucu ya da yapıcı de­ğerleri konusunda Monet ve Renoir' dan daha çok kaygılıydı. Önce Corot, Daubigny, Millet, 1865'ten sonra da Courbet'den doğa konusunda çok şey öğrendi. Manzaralarını gerçekleştirir­ken, bu doğanın mimarisindeki, daha doğrusu yapısındaki sakinliğe, işlenen motifin peyzaj biçiminde düzenlenişi­ne ve hacimlerde belli bir dengeye hep saygı gösterdi. Gerçeği anlatmak gerektiğinde son derece çekici ve ge­rekli olan hareket ve ışık kavramları Pissarro'ya, biraz fazla soyut şeyler­miş gibi geliyordu. Bu nedenle de res­sam, söz konusu kavramlara bazen önem veriyor, bazen de vermiyordu. Birbirinden farklı bu iki tutum arasın­da, kendi üslubunun arayışı içinde olan Pissarro'nun kararsızlıkları, yap­tığı bütün geri dönüşler ve değişiklik­ler yer alır. 1870 savaşı patlak verdi­ğinde İngiltere'ye giden ressam, bura­da kaldığı süre içinde Turner, Gainsborough ve Constable'm yapıtlarını yakından inceleme fırsatını buldu; bu arada, tablolarının yetkili satıcılığını üstlenen Durand-Rueî ile tanıştı ve o sıralarda Londra'da bulunan Monet gibi kendini yalnızca açık havada ça­lışmaya zorladı. Fransa'ya döndüğün­de 1869'dan beri çalıştığı atölyenin Almanlar tarafından yağmalanmış ol­duğunu gördü; bunun üstüne yeniden Pontoise'a yerleşti. Uzun süre, yani 1892'de bir ev satın alıncaya kadar, ailesiyle birlikte yoksul bir yaşam sür­dü. Resimleri giderek daha ustaca ve da­ha duyarlı olan (Voisins Köyünün Giri­şi, 1872) Pissarro, Mayıs 1874'te fo­toğrafçı Nadar'da düzenlenen izle­nimci grubun ilk sergisine beş tuval yolladı. Bu tarihten sonra da grubun bütün gösterilerine katıldı. Noktacı tekniğin çekiciliğine kapılan ressam, Seurat ve Signac'ın, Mayıs-Haziran 1886'da izlenimcilerin Laffitte'teki sekizinci ve sonuncu sergisine katılmalarını sağladı. Önce Cezanne'ın etki­si (l'Hermitage, Pontoise, 1875), ardın­dan Monet'nin etkisi (Kırmızı Damlar, 1877) giderek yerini bölmecilik  (divizyonizm) akımının kuramcısı olan sa­natçıların etkisine bıraktı (Lacroix Adası, Rouen, 1888). Pissarro'nun noktacı deneyimi dört yıldan uzun sürmedi. 1890'a sanat yaşamının başlangıç yıllarında tasarlamış olduğu "sakin resim uza­mı düzenlemesine" döndü. Son yapıt­larını (Opera Caddesi, 1898; Loing Kanalı, 1902) niteleyen yapım ya da çalışma biçimi, çoğunlukla ilk tablo­larındaki çalışma biçimine çok yakın­dır. Bu olgu, ressamın içgüdüsel bir tepkimesini yansıtır. 
 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle