|
İngiliz ressamı, desinatörü ve gravürcüsü (Londra, 1775-Londra, 1851). Çok yetenekli bir genç olan Joseph Mallord William Turner, henüz yirmi dört yaşındayken Royal Academy'nin yardımcı üyeliğine getirildi. Önceleri topografya desenleri türünden çalışmalarla işe başlayan sanatçı, yöntemli bir gözlem merakıyla gençlik yıllarına özgü romantik temaları bağdaştırmıştı (Salisbury K tedralinin Avlu Çevresi Dehlizleri 1797; Slough Yakınlarında Şalgam Toplanması, 1809'da sergilendi). Büyük suluboya ustası Cozens'le tanıştıktan sonra tuşlarında aydınlık renklere yer verdi, ayrıca yağlıboya ya da suluboya arasında bir ayrım yapmadan her ikisini de kullandı. Alışılmış tarihsel temaları işledikten (Mısır'ın Yaraları, 1800-1802) ve doğaya karşı beslediği bütün romantik sevgisini gösterdiği peyzajlar gerçekleştirdikten sonra Turner'in, kompozisyonlarma lirik bir canlılık ve tutku kattığı görüldü; bunlar romantizmi aşan yapıtlardı (Kar Fırtınası, Anibal ve Ordusu Alpler'i Aşarken, 1812'de sergilendi). Yolculuk yapmayı çok seven Turner, bütün Avrupa'yı gezmiş, İsviçre'ye ve kendisinde trajik ve gizemli bir kent izlenimi bırakmış olan Venedik'e gitmişti. İşte bu tarihlerde güneşin doğuşu ve batışıyla ilgili tablolar dizisi yapmaya başladı; bu yapıtlarında dünyadaki görüntülerin kısalık ve kaçıcılığına da telmihte bulunuyordu. İşte bu sıralarda zamanından önce "izlenimci" olup çıkan Turner, biçimin zararına, deseni, yalnızca renk yararına yutan lirik bir anlatıma yöneldi (Peyzaj, 1830'a doğru). Ünlü Yağmur, Buhar ve Hız, Great Western Demiryolları (1844'te sergilendi) adlı yapıtında nesneler ışık içinde ayrışır,gökyüzü ve yer birbirine karışmış gibidir; otuz yıl sonra, Londra'ya yaptıkları yolculuklarında, Fransız izlenimci ressamları, böyle bir yapıtın getirdiği büyük katkıyı fark edecekler ve Turner'i öncülerinden biri olarak kabul edeceklerdi. Turner'in sanatı İngiltere'nin, Avrupa sanat tarihine yaptığı en dikkate değer katkılardan biri sayılır. Yapıtlarının bir tanımını yapmak oldukça güçtür. Çünkü, sanatçı bu ürünlerinde İngiliz romantik geleneğiyle en yenilikçi ve en gözüpekçe araştırmaları bağdaştırmayı bilmiştir.
|