|
Gerçek adı Mehmet Nusret olan Aziz Nesin, Kuleli Askeri Lisesi'nden (1935) sonra girdiği Harp Okulu (1937) ile Fen Tatbikat Okulu'nu (1939) bitirerek subay oldu. Öğrenimi sırasında iki yıl Güzel Sanatlar Akademisi'nde okudu, Subaylık görevini Anadolu ve Trakya'da yapan Aziz Nesin, 1939'dan sonra Sedat Simavi'nin Yedigün dergisinde yayımlamaya başladığı şiir ve yazılarında asker olduğu için öz adını kullanmak istemediğinden çeşitli değişik takma adların (Vedia Nesin) yanı sıra babasının adı olan Aziz Nesin'i kullandı ve bu adla tanındı. "Arkadaş Hatırına" adlı ilk öyküsünü Ankara'daki Millet dergisinde yayımlayan (1943) Aziz Nesin, üsteğmen rütbesindeyken, 1944'te ordudan ayrıldı. Bundan sonra da Aziz Nesin imzasıyla Millet ve Yeni Adam dergilerinde öyküler yayımlamayı sürdürdü ("Kısmet", "Çıngır Bey", vb., 1944). İstanbul'a gelerek bir süre bakkallık, muhasebecilik gibi işlerle uğraştı, sonra Yedigün dergisinde ve derginin bir başka yayını olan Karagöz'de çalıştı (1944-1945). Tan gazetesine geçerek fıkralar ve röportajlar yayımladı. Tan'da yazdığı yazılarında kullandığı anlatımdaki gülmece öğelerinin dikkati çekmesi üzerine ilk gülmece öykülerini kaleme aldı (1945-1946). Tan gazetesinin bir siyasal gösteri sırasında yıkılarak kapanmasından sonra (1946), Cumartesi adında bir magazin dergisi yayımladı (8 sayı). Bir süre Vatan gazetesinde çalıştıktan sonra Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz, vb. ile birlikte Marko Paşa adlı gülmece ve yergi gazetesini çıkardı. Bunun kapatılması üzerine arka arkaya Malum Paşa, Merhum Paşa, Ali Baba, Bizim Paşa, Hür Marko Paşa adlı gazeteleri yayımladı. 1946-1950 yılları arasında Baştan ve Yeni Baştan adlı siyasal tartışma gazetesini kurdu. İlk öykü kitabı Geriye Kalan da aynı dönemde yayımlandı (1948). Bu gazetelerde çıkan yazılarından dolayı çeşitli kovuşturmalara uğradı, hapis cezaları aldı. İşsiz kalması üzerine basından ayrılarak kitapçılık (1951) ve fotoğrafçılıkla uğraştı (1952). Daha sonra, yeniden Babıali' ye dönerek Akbaba dergisinde çalışmaya ve yeniden yazmaya başladı (1954). Ancak dergi yayımcılarının, yazdıklarını kendi adıyla yayımlamaktan çekinmeleri nedeniyle iki yüze yakın takma ad kullandı. Kemal Tahir' le ortak olarak Düşün Yayınevi'ni kurdu (1956), kendisinin ve başka yazarların kitaplarını yayımladı. Düşün Ya-yınevi'nin nedeni bilinmeyen bir yangında yanması (1963) üzerine kitap yayımına ara verdi. Akbaba, Dolmuş, Yeni Gazete (1955), Akşam (1958), Tanin (1960), Günaydın (1969), Vatan (1976-1978) gazetelerinde sürekli yazılar yayımlayan ve bu arada Zübük dergisini kuran (1962) Aziz Nesin son yıllarda yalnızca yazarlıktan edindiği gelirle yaşamını sürdürdü. 1976'da yoksul ve kimsesiz çocukların yetiştirilip eğitilerek yaşama kazandırılması amacıyla, geliri kitaplarının kazancıyla sağlanacak olan Nesin Vakfı'm kurdu (1972). Gene bu vakıf adına yayımı sürmekte olan Nesih Vakfı Edebiyat Yıllığı'nı çıkardı (1976). 1976'da Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Başkanlığı'na getirildi. 1985'te Uluslararası Pen Klüp'ün onur üyeliğine seçildi. Yetmişi aşkın yapıtıyla Türk edebiyatının yurt içinde ve dışında en çok okunan yazarlarından olan Aziz Nesin' in çeşitli yapıtları otuz kadar dile çevrildi, oyunları on kadar ülkede sahnelendi. Aziz Nesin'in yurt içinde ve dışında aldığı ödüller şunlardır: Altın Palmiye (Bordighera, İtalya; 1956 ve 1957); Altın Kirpi (Bulgaristan'daki Uluslararası Gülmece Yarışması Birinciliği, 1966); Milliyet Gazetesi Karacan Armağanı Birinciliği ("Karagöz'ün Kaptanlığı- Berberliği-Antrenörlüğü" adlı üç Karagöz oyunu ile, 1969); Krokodil Ödülü (Moskova, S.S.C.B.;Uluslararası Mizah Yarışması Birinciliği); Türk Dil Kurumu Oyun Ödülü (Çiçu ile, 1970); Arkın Çocuk Yazını Ödülleri İkinciliği (Pırtlatan Bal adlı oyunuyla, 1974); Lotus Ödülü (Asya-Afrika Yazarlar Birliği, 1975); Hitar Petar Ödülü (İki yılda bir düzenlenen Gabrova Kenti Gülmece ve Yergi Şenliği Uluslararası Gülmece Kitapları Yarışması, Bulgaristan; 1977); Madaralı Roman Ödülü (Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz ile, 1979). YAPITLARININ ÖZELLİKLERİ Aziz Nesin, Türk edebiyatının en çok üreten yazarlarından biridir. Asıl alanı olan gülmece öyküsünün yanı sıra roman, anı, masal, taşlama, fıkra, gezi ve tiyatro dallarında da çeşitli yapıtlar vermiştir; ancak, bu çeşitlilik çerçevesinde, bakış açısı, dünya görüşü, gülmece ve ince yergi duygusu gibi bakımlardan bir ortak payda da gözlemlenebilir.
Aziz Nesin, Türk gülmecesinde gerek Meşrutiyet döneminde yoğunlaşmış olan sövgü ve kaba yergi, gerekse Cumhuriyetin ilk yıllarında özellikle magazin dergilerinde oluşan sudan gülmece anlayışlarının ardından, toplumsal sorunlarla ve halkla bağlantısını koparmadı, bir bakıma halk gülmece geleneğini çağdaşlaştıran yeni bir gülmece anlayışının öncüsü oldu. Gülmecenin konusunu hem çeşitli toplumsal katmanlara, hem de yurt coğrafyasına genişleterek, Türk toplumunun toplumsal, iktisadi ve ruhsal çözümünü gerçekleştirdi. Özellikle 1950 sonrası çok partili dönemdeki seçimler, çay, kahve ve yedek parça yokluğu, dış yardımın yaşama yansıyan yönü, kısa zamanda zenginleşen taşra burjuvazisinin sonradan görmeliği, çağdışılıkla çağdaşlığın çelişkisi ve iç içeliği gibi dönemin yapısal özellikleri onun öykülerinde yansımasını buldu. Dikkatli bir gözlemle desteklenen bu konu zenginliğini yazıya aktarırken, kendisine özgü bir öyküleme tekniği geliştirdi. Anlattığı konuyu yalın bir çizgide tasarlayarak ve ayrıntılı betimlemelere yer vermeyerek ağırlığı daha çok konuşmalara ve olayın geliştirilmesine verdi. Aziz Nesin öyküsü genellikle birinci kişi ağzından, başarılı ağız taklidiyle anlatılır. Kimi öykülerindeyse karşılıklı konuşma öykünün teknik çatısını oluşturur. Yalnızca güldürmek amacıyla yazılmış öyküden bilinçli olarak kaçınarak, toplumsal bilinçlenmeyi ön planda tutar. Geliştirdiği öykü dilinden, onun Anadolu insanının dilindeki anlatım olanaklarını iyi tanıdığı,halkın düşünce ve davranış özelliklerini iyi bildiği anlaşılmaktadır. Bu öykü dilinde halk deyimleri, ince alay, nükteler yerli yerinde kullanılır. Öykülerindeki kahramanların davranış biçimleri ve düşünce yapılarındaki ortak noktaların başarıyla yansıtılması, Aziz Nesin'in tiplerinin canlılığını sağlamaktadır. Zaman zaman kullandığı tekniğin eski halk öykülerine, meddah anlatımına dayanması, Aziz Nesin öyküsüne çağdaşlığı zedelemeden geleneğin tadını da vermektedir. Aziz Nesin öykünün yanı sıra roman da yazdı. İlk romanı Kadın Olan Erkeğin Hatıraları 'dır (1955). Romanlarında da toplumsal yergi başlıca amacı oluşturur. Çeşitli romanları arasında Zübük (1961) gerek teknik, gerekse dil ve anlatım bakımlarından en yetkinidir. Romanda pişkin, iki yüzlü bir taşra politikacısı, her bölümde kendisi tarafmdan dolandırılan bir kişinin gözüyle anlatılır. Kuşkusuz Zübük, çağdaş roman tekniğinin uzağında kalan yapısıyla, her bölümü bağımsız okunabilen, bölümler arasındaki bağlantıyı olayın değil, kahramam Zübükzade İbraam Bey'in sağladığı bir yapıttır. Ancak, eleştirinin dolandırıcı taşra politikacılarına olduğu kadar, bu tür onlara kanan "toplum"a yöneltilmesi, romanın ilgi çekici yanını oluşturur. Romanın dili, ağız taklidine dayanan birinci kişi anlatımıdır. Zübük'teki dil ve anlatım anlayışı, öteki romanları için de geçerlidir. Aziz Nesin'in başarılı ve verimli olduğu bir başka edebiyat alanı da tiyatro yazarlığıdır. Oyunları da toplumun ve insanların aksak yanlarını eleştiren yergi amacına yöneliktir. İnsanın özgürlüğünün, topluma yararlı olmasına bağlı olması (Biraz Gelir misiniz, 1958; Bir Şey Yap Met; 1959), insanın toplumla ilişkilerindeki çıkmazlar (Toros Canavarı, 1963), savaş karşısında sıradan insanın çıkmazı ve çaresizliği (Düdükçülerle Fırçacıların Savaşı,1968), insanın çevresine ve kendisine yabancılaşması (Çiçu, 1970),karı-koca çelişkileri (Tut Elimden Rovni, 1970), insanın yalnızlığının acısı (Hadi Öldürsene Canikom, 1970) gibi konuları ya gündelik yaşam çerçevesinde ya da yer ve zamandan soyutlayarak işler. Aziz Nesin'in oyunları, öykülerinde olduğu gibi gülmeceye yöneliktir ama, alttan alta bir lirizm ve hüznü de içerir. Oyunların dili gündelik konuşma yapışma dayanan ustalıklı diyaloglarla örülmüştür. Eserleri: Öykü: Geriye Kalan (1948); İt Kuyruğu (1955); Yedek Parça (1955); Fil Hamdi (1955); Damda Deli Var (1956); Koltuk (1957); Kazan Töreni (1957); Toros Canavarı (1957); Deliler Boşandı (1957); Mahallenin Kısmeti (1957); Ölmüş Eşek (1957); Hangi Parti Kazanacak (1957); Havadan Sudan (1958); Bay Düdük (1958); Nazik Alet (1958); Gıdı Gıdı (1959); Aferin (1959); Kör Döğüşü (1959); Mahmud İle Nigâr (1959); Gözüne Gözlük (1960); Ah Biz Eşekler (1960); Yüz Liraya Bir Deli (1961); Bir Koltuk Nasıl Devrilir (1961); Biz Adam Olmayız (1962); Sosyalizm Geliyor Savulun (1965); İhtilali Nasıl Yaptık (1965); Rıfat Bey Neden Kaşınıyor (1965); Yeşil Renkli Namus Gazı (1965); Bülbül Yuvası Evler (1968); Vatan Sağolsun (1968); Yaşasın Memleket (1969); Duyduk Duymadık Demeyin (1976; 2. baskısı Seyyahatname adıyla yapıldı); Büyük Grev (1978). Roman: Kadın Olan Erkeğin Hatıraları (1955); Gol Kralı Sait Hopsait (1957); Erkek Sabahat (1957); Saçkıran (1959); Zübük (1961); Şimdiki Çocuklar Harika (1967); Tatlı Betüş (1974); Surname (1976); Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz (1977); Tek Yol (1978). Oyun: Biraz Gelir misiniz (1958); Bir Şey Yap Met (1959); Toros Canavarı (1963); Düdükçülerle Fırçacıların Savaşı (1968); Çiçu (1970); Tut Elimden Rovni (1970); Hadi Öldürsene Canikom (1970); Beş Kısa Oyun (1979); Barbaros'un Torunu; Hakkımı Ver Hakkı; Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz. Anı: Bir Sürgünün Hatıraları (1957); Böyle Gelmiş Böyle Gitmez (1. cilt: Yol, 1966; 2. cilt: Yokuşun Başı, 1976); Poliste (1976); Benim Delilerim (1984). Masal: Memleketin Birinde (1958); Hoptirinam (1960); Uyuşana Tosunum (1971); Aziz Dededen Masallar (1978). Gezi: Dünya Kazan Ben Kepçe (1977). Fıkra: Nutuk Makinası (1958); Az Gittik Uz Gittik (1959); Merhaba (1971). Taşlama: Azizname (1948). Antoloji: Cumhuriyet Döneminde Türk Mizahı (1973). Deneme: Suçlanan ve Aklanan Yazılar (1981). Şiir: Sondan Başa (1984).
|