|
Cumhuriyet devrinin kenarda kalmış olan Yedi Meşaleciler grubunun tek hikayecisi Kenan Hulusi Koray, 9 Haziran 1906 tarihinde İstanbul'da doğdu. İstanbul Erkek Lisesi'nden mezun olduktan sonra Edebiyat Fakültesi'ne devam eden Koray, basın hayatına atıldı. 1934 yılında çalışmaya başladığı Vakit gazetesinde yazı işleri müdürlüğünü de üstlendi. Takvimler 23 Mayıs 1943'ü gösterdiğinde, İkinci Dünya Savaşı münasebetiyle ikinci defa askerliğini yaptığı sırada Adapazarı'nda tifüsten vefat etti. Öldüğü zaman henüz 37 yaşındaydı. İlk yazılarını fakülte yıllarında Servet-i Fünûn dergisinde yayımladı. Şairane bir üslûpla kaleme alınan bu hikâyelerde güçlü bir romantizm vardır. 6 ŞAİR ARASINDA TEK NÂSİR Halit Fahri Ozansoy yönetimindeki Servet-i Fünûn dergisinde çalışmalarını yayınlayan yedi genç Sabri Esat Siyavuşgil, Yaşar Nabi Nayır, Muammer Lutfi Bahsi, Vasfi Mahir Kocatürk, Ziya Osman Saba, Cevdet Kudret Solok ve Kenan Hulusi Koray, 1928 yılında Yedi Meşale adlı ortak bir kitap yayımlarlar. Bu grubun altı şairi arasında nesirle, hikâye ile devamlı olarak uğraşan tek edebiyatçı Kenan Hulusi Koray'dır. Yedi Meşale kitabında "Denizin Zaferi", "Bir Mezarcının Hayatı" ve "Abajur" adlı hikâyeleri yayınlanır ve beğenilir. Yeniliğin peşinde koşan yedi gencin bu ortak kitabı büyük yankılar uyandırır. Kitabın takdir görmesinden ve çalışmalarının övülmesinden hoşlanan yedi genç edebiyatçı, Meşale adıyla on beş günlük bir dergi de çıkarırlar. Sekiz sayı okuyucuya ulaştıktan sonra kısa ömürlü dergiler kervanına katılan bu dergide Kenan Hulusi'nin yayımlanan "Bir Yudum Su" isimli hikâyesi genç yazarımıza şöhretin kapısını aralar. Hikâye, yazarın basılan kitaplarında yer alır. Prof. Dr." İnci Enginün yazar için şu değerlendirmeyi yapar: "İlk hikâyelerinin bazıları biraz fantastik, korku hikâyeleridir. Kader bu hikâyelerde bazen sembollerle kendini belirtir, bazen de mekâna ve hikâye kahramanlarının ruhlarına sinmiş olarak akıbete süratle yaklaştırır." Koray'ın Vakit gazetesinde yayımlanan hikâyelerinde realitenin daha da ön plâna çıktığına dikkat çeken Enginün, "Yazar bu hikâyelerinde biraz da mesleğinin tesiriyle, günlük basit olayları konu olarak işler. Fakat bütün bu hikâyelerinde, ele aldığı tip ve olaylara müsamahalı bir bakışı vardır" der. İKİ FARKLI DÖNEM Esasen Kenan Hulusi Koray'ın yaklaşık 15 yıl süren yazı hayatında Yedi Meşale çevresindeki (1928-1931) yazıları ile Vakit gazetesine girdiği 1931'den ölümüne kadar süren edebî hayatını birbirinden ayırmak mümkündür. Yazar ilk döneminde muhayyileye ağırlık verirken, ikinci devrinde gerçekçi edebiyat akımına bağlı görünür. Vakit'te Sadri Ertem'in yönetiminde Refik Ahmet Sevengil, Selahattin Enis, Reşat Enis ve Bekir Sıtkı Kunt'un bulunduğu bir edebiyatçılar grubu vardır. Bu atmosferin tesirinde kalarak Yeni Gerçekçilerle birlikte ve onlarla aynı doğrultuda yazmaya başlar. Yeni Gerçekçi akımın 'yol açıcı'larından, 'öncü'lerden biri kabul edilir. Hikâyelerini bir bütün olarak ele aldığımızda, Koray'ın gazetecilikten gelen alışkanlıkla bir "vak'a" endişesi taşıdığını görürüz. Her hikâye belli bir olaydan yola çıkar. Hikâyede şekil ile muhtevayı uyumlu kılmaya çalışan yazarımız kendine örnek olarak seçtiği Ömer Seyfettin'in izinden gider. Fantastik ve rüya ile gerçek arasında gidip gelen hikayeleriyle de Ahmet Hâmdi Tanpınar'ın ve Sait Faik'in müjdecisi sayılır. Yakaza âleminin yazıcısıdır. Hikâyelerinde mekân olarak genelde İstanbul'u tercih eden Kenan Hulusi, merkez olarak seçtiği olaylardaki insanlara karşı sevgi doludur. Ona göre, bütün beşerî zaaflarına ve kusurlarına rağmen insanlar sevilmeli ve korunmalıdır. Bu duygu, hemen hemen bütün hikâyelerine akseder. Gerçekçilik rüzgârına kapılıp bu tarzda hikâyeler yazan Kenan Hulusi, kendine özgü usta bir üslûp oluşturur. Gazetecilikten devşirdiği olaylara bir sanatçı titizliği ekleyerek orijinal hikâyeler vücuda getirir. MENSUR ŞİİRLERİ Kenan Hulusi Koray, hikâyeciliği yanında mensur şiir diyebileceğimiz nesirleriyle de önemlidir. Ki bunlar son derece rahat, seyyal ve üslûp endişesi taşıyan parçalardır. Türkçe'nin ihtişamını ve zarafetini yansıtan bu denemelerde, dil güzelliğinin yanı sıra sağlam bir düşünce zemininin de teşekkül ettiğini görmek mümkün. 1928 ile 1931 yılları arasında kaleme alıp yayımladığı bu nesirlerde kuvvetli bir ahenk sezilir. Süslü bir beyân, renkli bir ifade ve güçlü bir muhayyile bu metinlerin bariz vasıflarıdır. "Bir Yudum Su", "Ceylan Sesi", "Esmanın Aşkı", "Altın Oluk", "Cevahir Bedesteni" ve "Mavi Göl" bu hikâye ve nesirlerden sadece birkaçı.
Milliyet, Vakit, Resimli Uyanış, Hayat, Muhit, Bütün, Yeni Türk Mecmuası, Yeni Mecmua, Varlık, İkdam ve Tan gibi gazete ve dergilerde hikâye ve yazıları yayınlanan Kenan Hulusi Koray'ın ilk kitabı Bir Yudum Su 1929'da basılır. Ölümünden sonra derlenen hikâyeleri yine bu adla 1944'te yayımlanır. Hikâyelerinin bir kısmı "Bahar Hikâyeleri" adıyla 1938'de, "Bir otelde Yedi Kişi" ise 1940'ta neşredilir. Yazarımızın kitaplarına girmiş ve gazete-dergi köşelerinde kalmış hikâyelerinden bir seçme yapan Prof. Dr. İnci Enginün'ün Kenan Hulusi Koray'dan Hikâyeler kitabının ilk baskısı 1973'te, ikinci baskısı ise 1983'te yapılır. Yazarın ayrıca Son Öpüş, R.B.K. Pansiyonu adlı uzun hikâyeleri, Osmanoflar isimli 1938'de Vakit'te tefrika edilmiş ancak yeni kitaplaşan bir romanı vardır. Kenan Hulusi Koray, insanımıza sevgi ile yaklaşan hikâyeleri, Türkçe'nin billur sesini yansıtan nesirleri, kısa ömrüne sığdırdığı kitapları ile her zaman hatırlanmayı ve okunmayı hak eden bir yazar. Onu, Ömer Seyfettin, Refik Halit Karay neslinin küçük bir halkası olarak yâd etmek ve unutturmamak bir vefa borcu. Bu, edebiyat dünyası için kadirşinaslığın ötesinde bir ödevdir aynı zamanda.
|