Altı yaşındayken ailesiyle birlikte Manisa'ya gelen Yakup Kadri, ilköğrenimini Manisa Fevziye Mekteb-i İptidaisi'nde yaptı. Bir süre İzmir İdadisi'nde okudu (1903-1905). Daha sonra buradaki öğrerıimini yarıda bırakıp yeniden Mısır'a döndü, İskenderiye'de Frere'ler Okulu'nda fransızca öğrenimi gördü (1905-1908). Meşrutiyet'in ilan edilmesinden birkaç ay önce İstanbul'a döndü, bir süre Hukuk Fakültesi'nde okudu (1908-1910). Bu yıllarda Fecr-i Ati topluluğuna katildi. Servet-i Fünun, Rübab, Türk Yurdu, Peyam-ı Edebi, Yeni Mecmua, İkdam gibi dergi ve gazetelerde makale, öykü, düzyazı şiir, kısa oyun, vb. türlerde yazılar yayımladı. Bir süre Üsküdar İdadisi'nde edebiyat ve felsefe öğretmenliği yaptı (1916-1917). Mütareke döneminde İkdam ve Dergâh gibi gazete ve dergilerde yazılarla Kurtuluş Savaşını destekleyen yazarlar arasında yer aldı.
Kurtuluş Savaşı'nın başlarında Ankara Hükümeti'nin çağrısı üzerine Anadolu'ya geçti (1921). Mardin (1923-1931) ve Manisa (1931-1934) milletvekili olarak T.B.M.M'nde bulundu. Vedat Nedim Tör, Burhan Belge, Hüsrev Tökin, Şevket Süreyya Aydemir ile Kadro dergisini çıkardı (1932-1934). Dergide savundukları düşünceler hükümetin görüşlerine ters düşünce, Yakup Kadri Karaosmanoğlu Tiran elçiliğine atandı (1934). Burada başlayan elçilik görevini sırasıyla Prag (1935), La Haye (1939), Bern (1942, ikinci kez 1951), Tahran (1949) gibi merkezlerde sürdürdü. Emekli olduktan sonra Türkiye'ye döndü (1955), bir süre sonra Ulus gazetesi başyazarlığına getirildi (1957).27 Mayıs 1960 Devrimi'nden sonra kurulan Kurucu Meclis'e üye seçildi (1961). 1961 seçimlerinde CHP'nden Manisa milletvekili oldu. Ancak bir yıl sonra CHP'nden istifa etti, 1965'te de siyasal yaşamdan bütünüyle çekildi. Anadolu Ajansı yönetim kurulu başkanlığı yaptı.
ÖYKÜCÜLÜĞÜ:BİREYSELLİKTEN TOPLUMSALLIĞA
Yakup Kadri Karaosmanoğlu da çağdaşları gibi edebiyat yaşamına öyküyle girmiştir. İlk öykülerinde Fecr-i Ati'nin "sanat şahsi ve muhteremdir" ilkesine uymuş, bireyin yaşadığı dramı (aşk, ruhsal bunalımlar, birey-gelenek çatışması) ön plana almıştır (Bir Serencam, 1913). Milli edebiyat akımının ilkelerini benimsedikten sonra öyküleri özellikle içerik bakımından değişmiştir. Artık Yakup Kadri Karaosmanoğlu, "birtakım ferdi elemleri, üzüntüleri veya ailevi sıkıntıları değil, insani ve milli ihtiyaçları" yansıtacak toplumcu ve gerçekçi sayılabilecek bir anlayışı benimsemiştir. Genellikle savaşı ve onun getirdiği yıkımları konu edinen bu dönem öyküleri gerçek olaylara dayanır (Milli Savaş Hikâyeleri, 1947). Bu öykülerinde dilin oldukça yalınlaştığı, üslubun kişilik ve yalınlık kazandığı da gözlenir.
ROMANCILIĞI: ROMANLARININ İÇERİĞİ
"Hayat tecrübelerimiz çoğaldıkça hikâyenin hududunu romanla genişletmek mecburiyetinde kalmışız" diyen Yakup Kadri Karaosmanoğlu'na göre roman "bir insan ve hayat görüşünün felsefesidir". Çocukluk ve öğrencilik yıllarında Fransız gerçekçi ve doğalcı yazarları ile Servet-i Fünun yazarlarının romanlarını okuyup onların etkisinde kalan Yakup Kadri Karaosmanoğlu, İkinci Meşrutiyet'i, 31 Mart olayını, Balkan savaşlarını ve Birinci Dünya savaşını yaşadıktan sonra "sanat şahsi ve muhteremdir" düşüncesini bırakıp, sanatçının birtakım toplumsal görevlerinin bulunduğu kanısına varmıştır. Tarih ve toplumbilim öğrenmeye başlaması, insan yaşamı ve toplum konusunda uzun uzadıya gözlemlere girişmesi bu kanının birer sonucudur. Çünkü ona göre "iyi bir roman hayata, cemiyete, insanlara dair uzun bir tetkik ve tecrübe terakümünün mahsulüdür". Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun romanları, Türk toplumunun Tanzimat'tan sonra toplum, siyaset, ahlak, kültür açısından geçirdiği değişiklikleri genel olarak gözleme, yer yer de eleştiriye başvurarak gözler önüne sermektedir: Kiralık Konak'ta (1922) Tanzimat'tan Birinci Dünya savaşına kadar geçen dönemde yetişen üç kuşağın anlayış ve yaşama bakış farklılıklarını, değer yargılarının yozlaşmasını; Nur Baba' da (1922) Bektaşi tekkelerinin Meşrutiyet dönemindeki yozlaşmış durumunu; Hüküm Gecesi'nde (1927) İkinci Meşrutiyet sonrasındaki siyasal çekişmeleri; Sodom ve Gomore'de (1928) mütareke döneminde işgal altında bulunan İstanbul'da işgalcilerle işbirliği yapan çevreleri, toplumsal-ulusal değerleri yozlaşan insanları; Yaban' da (1932) Kurtuluş Savaşı yıllarında bir Orta Anadolu köyüne yerleşen bir İstanbul aydınının gözüyle Türk köylüsünün durumunu; Ankara 'da (1934) yeni devletin kuruluşunu ve Cumhuriyet kuşağını; Bir Sürgün 'de (1937) Abdülhamit II yönetimine kırgın ve kızgın aydın kuşağını (jöntürkler); Panorama'da (1953-1954; kurgusu ve içeriği yönünden ırmak-roman türüne girer) devrimlerin yapıldığı yılları, yeni demokratik düzenin benimsenmesini; Hep O Şarkı'da (1956) Abdülaziz, dönemi yaşamım anlatmıştır.
ROMANLARININ GENEL ÖZELLİKLERİ
"Ben bütün romanlarımı hatıralarımla yazdım" diyen Yakup Kadri Karaosmanoğlu değişen siyasal, toplumsal süreçlerde insanı, özellikle iç dramıyla yakalayıp yansıtmaya çalışmıştır. Bu insanlar çoğunlukla düşünceleriyle eylemleri arasında denge kuramayan, dolayısıyla da düşkırıklığma uğrayan ve olaylar karşısında edilgen kalan tiplerdir. Ne var ki, toplumsal davranışlarında sorumluluk duygusunu tümüyle dışlayan kişiler çıkarları doğrultusunda pervasızca hareket edebilmektedirler. Yakup Kadri Karaosmanoğlu, romanlarını gerçekçilik ve doğalcılık ilkelerine uyarak yazmasına karşın, kimi zaman yapıtlarında kendi kişiliğini gizleme gereğini duymamıştır. Bu yapıtlarda gördüğümüz yabancı kültürlere ilişkin göndermeler, amştırmalar, onun, sanatını dış etkilere açık tuttuğunu gösterir.
Eserleri:
Öykü: Bir Serencam (1913); Rahmet (1923); Milli Savaş Hikâyeleri (1947).
Roman: Kiralık Konak (1922); Nur Baba (1922); Hüküm Gecesi (1927); Sodom ve Gomore (1928); Yaban (1932; 1942 Cumhuriyet Halk Partisi Roman Armağanı İkincilik Ödülü); Ankara (1934); Bir Sürgün (1937); Panorama (2 cilt, 1953-1954); Hep O Şarkı(1956).
Düzyazı şiir: Erenlerin Bağından(1922); Okun Ucundan (1940).
Anı: Zoraki Diplomat (1955); Anamın Kitabı (1957); Vatan Yolunda (1958); Politikada 45 Yıl (1968); Gençlik veEdebiyat Hatıraları (1969).
Makale: İzmir'den Bursa'ya (H.E.Adıvar, F.R.Atay, M.A.Us ile birlikte, 1922); Kadınlık ve Kadınlarımız (1923); Seçme Yazılar (F.R.Atay, R.E.Ünaydm ile birlikte, 1928); Ergenekon (2 cilt, 1929); Alp Dağlarından ve Miss Chalfrin'in Albümünden (1942).
Monografi: Ahmet Haşim (1934); Atatürk (1946).