Felsefe

Fotoğraf

Ahmet Hamdi Tanpınar PDF Yazdır e-Posta
Edebiyat - Yazarlar

Babasının kadı olması nedeniyle ço­cukluğu Ergani Madeni, Sinop, Ker­kük, Musul, Siirt, Antalya gibi yerler­de geçen, ilk ve ortaöğrenimini bura­lardaki okullarda yapan Ahmet Ham­di Tanpınar, Edebiyat Fakültesi'ni bi­tirdi (1923). Fakültede öğretim üyesi olan Yahya Kemal Beyatlı'dan etki­lendi, Türk ve Batı edebiyatlarını ya­kından tanıyarak, kendisi de şiir yazmaya ve yayımlamaya başladı (Der­gâh, 1921)

Erzurum, Konya, Ankara Kız ve Erkek Liseleri, Gazi Eğitim Enstitüsü, İstan­bul Kadıköy Lisesi, Bağlarbaşı Ame­rikan Koleji gibi okullarda edebiyat öğretmenliği yaptı. Ahmet Haşim'in ölümü üzerine Güzel Sanatlar Akademisi'ne mitoloji ve estetik öğretmeni olarak atandı (1933). Hasan Ali Yücel tarafından Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı profesörlüğüne geti­rildi (1939). Bu görevi sırasında, yeni kurulan bu kürsünün gelişmesine yar­dımcı oldu. Ancak, 1942 ara seçimle­riyle Maraş milletvekili seçilince, bu görevinden uzaklaştı. 1948'de estetik öğretmenliğine geri döndü, 1949'da da Edebiyat Fakültesi'ndeki görevine yeniden atandı. Şiirin yanı sıra ro­man, öykü ve incelemeleriyle de tanı­nan Ahmet Hamdi Tanpınar'ın, ancak birinci cildi yayımlanabilmiş olan XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi (1949) adlı inceleme kitabı, Tanzimat döne­mi Türk edebiyatı konusunda yapılmış en kapsamlı ve özgün incelemedir. 
ŞİİRLERİNİN ÖZELLİKLERİ
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın 1921-1923 yıllan arasında Dergâh dergisinde ya­yımlanan ilk şiirlerinde Ahmet Haşim etkisi vardır; bu şiirlerde düşsel konu­ları duygusal bir üslupla işleyerek sa­nat (şiir) aracılığıyla sonsuzluk duygu­sunu yakalamaya çalıştı; daha sonra geliştireceği şiirde yetkinlik arama düşüncesi, Paul Valery'nin etkisiyle, bu şiirlerde de görülür. Kitabına (Şiirler, 1981) almadığı ilk ürünlerden sonraki şiirlerinde Ahmet Hamdi Tanpınar, metafizik evrene inanmayan ve dünyayla özdeşleşme­ye çalışan bir ozan kimliğindedir. Ah­met Hamdi Tanpınar'ın şiir duygusu, kendisine özgü bir gizem taşır; bu gi­zemi sağlayan etmen, ilk şiirlerinde de gözlemlenen "sonsuzluğa ulaşma duygusu"dur. Kimi şiirlerinde doğru­dan doğayı betimlerken, kimi şiirlerin­de doğrudan doğayı betimlerken kimi şiirlerinde de doğadan aldığı öğeleri imge olarak kullanıp kendi “ben”i ve bilinçaltıyla kaynaştırdı. Ancak bilinçaltı, simgecilerde ve simgecilikten türemiş öteki şiir akımlarında olduğu gibi, dış dünyayı bozmaya yönelik değildir, ter­sine, çizgileri belirsiz bir kadın imge­siyle birlikte, doğanın bütün öğeleri­ni bireştirmeyi amaçlar. Birbiriyle il­gisi olmayan imgelerin, kimi zaman simgeye dönüşerek, kimi zaman da doğrudan dış dünyayı betimleyerek, bütünüyle "ben"in çevresinde dönen yaşantıları estetik bir şiir söyle­miyle biçimlendirmesi, onu üslupçu bir ozan durumuna getirdi, bu söyle­mi zengin çağrışımlarla destekledi. Ahmet Hamdi Tanpınar, şiirlerindeki dış dünyayı, bilinen anlamda ger­çekçilikten farklı biçimde betimledi; bu şiirler deki doğa da, bilinen anlamda "pastoral" değildir. Yaşamın aşk, doğa, ölüm, sonsuzluk duygusu gi­bi kaçınılmaz olgularını, aşırı coşku­lar ya da dramlarla değil, bilinçli bir duyarlıkla yumuşatarak verdi. Bunun nedeni, doğayı, duyularıyla, en çok da görsel olarak algıladıktan sonra, kimi şiirlerinde geçmişteki yaşantıla­rının, kimi şiirlerinde de kültürünün süzgecinden geçirerek şiirleştirmesidir. Onun şiirinde müzik de, yaşamın estetik düzeyde saptanmasını ve değişik çağrışımları sağlayan en önem­li öğe oldu. Aşk konusuysa, aşkınlaşarak sonsuzluğa varmasını sağlayan başat duygudur. Aşk duygusunun nes­nesi olan kadın imgesi, kadının, şiir sanatının bir parçası olduğu izlenimi­ni verir. Ahmet Hamdi Tanpınar, son­suzluk ve aşk konusunun yanı sıra, şi­irinde zaman kavramım da ana motif­lerden biri olarak kullandı; zaman kavramı, hem bireysel yaşamın, hem de tarih bilincinin birbiriyle kesiştiği ve birbirini bütünlediği motiftir. Söz­gelimi, "Bursa'da Zaman" şiirinde, kentin "geçmiş"ini ve "şimdi"sini iç içe geçmiş olarak verirken, kendi bi­linciyle tarih boyutunun bireşimini görsel ve işitsel imgelerle olduğu ka­dar, zamanı somutlaştıran imgelerle de sağlar. Beş Hececilerin yaygınlaş­tırdığı hece ölçüsünü, kişisel bir şiir estetiği kurmada başarıyla uygulayan Ahmet Hamdi Tanpmar, özgün bir şi­ir sesi geliştirdi; ancak bu sesi hece­nin sağladığı olanaklardan çok, ken­disine özgü aliterasyonlar, ulantı dizelerin kullanımı, şiir tümcesinin dü­zenlenişi gibi biçimsel öğelerle sağla­dı. Özgür koşuğu denediği şiirlerinde de, oluşturduğu bu şiir anlayışından sapmadı. Dil müziğine, çağdaşı ozan­lardan daha çok yer vererek, şiirini sessel bir yapıyla oluşturdu. Onun şiirlerindeki uygulamadan anlaşıldığı­na' göre, şiirin şiir olarak var oluşun­dan başka bir amacı yoktur; bu şiir, "şiir sözcüklerle yazılır" görüşüyle kurulmuştur ama, Ahmet Hamdi Tan­pınar gene de açık, aydınlık bir söy­lem ve üslup yaratmıştır. 
TANPINAR'IN ÖYKÜ VE ROMANLARI

Roman ve öykü alanında da başarılı yapıtlar veren Ahmet Hamdi Tanpınar'ın ilk öyküsü "Geçmiş Zaman E-biseler'dir (Ağaç dergisinde yarım kalan tefrikası, Oluş'ta tamamlandı, 1936). Onun öykülerinde, şiirlerindeki aydınlığı ve sonsuzluk duygusunu bulmak güçtür. Çocukluk anılarından ve gözlemlerinden çıkardığı öykü kah­ramanları, saplantılar içinde yaşam­larına anlam vermeye çalışan insan­lardır. Ahmet Hamdi Tanpınar bu in­sanların dünyalarını kurarken, hayal-gücünü gerçekliğin önüne geçirerek, ruh çözümlemelerinden çok imgeler yardımıyla iç gerçekliği öne çıkararak biçimci bir anlatım oluşturdu. Ülkü dergisindeki tefrikası yarıda ka­lan (1944) Mahur Beste sayılmazsa, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın kitap ola­rak yayımlanan ilk romanı Huzur 'dur (1949). Ahmet Hamdi Tanpmar, ro­manlarında da zaman ve tarih duygu­sunu gözden kaçırmadan, kahraman­larının iç çatışmalarını ustaca verdi; tarih ve kültür birikimini özlerinde duyan bu kahramanların trajik serü­venlerini anlatırken, çağrışımlar ve göndermeler yoluyla toplumsal olgu­lara da değindi.

 Alışılmışın dışında öykü ve roman kur­guları uygulayan Ahmet Hamdi Tan­pınar, düzyazı alanında uzun tümceli, sanatlı bir üslup yarattı.    
Eserleri:
Şiir: Şiirler (1961); Bütün Şiirleri (Şi­irler kitabına girmeyen şiirleri de içe­ren yeni basım, 1976)
Öykü: Abdullah Ef endi'nin Rüyaları (1943); Yaz Yağmuru (1955); Hikâye­ler (1983).
Roman: Huzur (1949); Saatleri Ayar­lama Enstitüsü (1962); Sahnenin Dı­şındakiler (1973); Mahur Beste (1975).
Deneme: Beş Şehir (1946).
İnceleme: Tevfik Fikret (1937); XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi (1949); Yahya Kemal (1962); Edebiyat Üzeri­ne Makaleler (derleyen: Zeynep Kerman, 1969); Yaşadığım Gibi (çeşitli yayın organlarında çıkmış deneme ve incelemeleri; derleyen: Birci Emil, 1970).
Mektup: Mektuplar (derleyen: Zey­nep Kerman, 1974). Antoloji: Namık Kemal Antolojisi (1942)
 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle