Sanat yaşamı, Yedi Gün dergisinde Raşit Kemal adıyla yayımladığı (1939) Duvarlar şiiriyle başlayan Orhan Kemal, aynı dergide (1939-1940), Orhan Raşit imzasıyla Yeni Mecmua (1940) Yeni Ses (1941-1943), Yürüyüş (1941-1943), Gün (1946) gibi dergilerde şiir yayımım sürdürdü. İlk şiirlerinde hece ölçüsünü kullandı, Bursa cezaevinde Nâzım Hikmet'le tanıştıktan sonra onun şiirlerinin etkisiyle 1941 sonrasında serbest şiire yöneldi. Gerçekçi bir şiir anlayışım sergileyen bu şiirlerle adını duyurdu. Daha sora, gene Nâzım Hikmet'in salık vermesiyle öyküye geçen Orhan Kemal'in yayımlanan ilk öyküsü. Baba Evi romanının bir parçası olan Balık'tır (Yeni Edebiyat, 1940). Orhan Kemal adını ilk kez Yürüyüş 'te yayımlanan şiir ve öykülerinde kullandı (1942); bu ad, Varlık'ta sürekli yayımladığı öykülerle ünlendi (1944). İlk öykü kitabı Ekmek Kavgası ile ilk romanı Baba Evi 1949'da yayımlandı. Orhan Kemal, tiyatroyla da ilgilendi; tek özgün oyunu İspinozlar 1964'te sahnelendi, ikinci kez Yalova Kaymakamı adıyla oynandı. Orhan Kemal' in Murtaza, Eskici Dükkânı, Kardeş Payı ve 72. Koğuş adlı yapıtları da sahneye uyarlanarak oynandı.
Birçok senaryosu ve romanı filme alınan Orhan Kemal, 72. Koğuş oyunuyla Ankara Sanatseverler Derneği tarafından Yılın En İyi Oyun Yazarı seçildi (1967).
Ölümünden sonra ailesi tarafından Orhan Kemal Roman Armağanı kuruldu.
YAPITLARININ ÖZELLİKLERİ
Orhan Kemal kendi yaşamöyküsünden belirgin çizgiler taşıyan ilk roman ve öyküleriyle anlatmaya başladığı, toplumun kıyısında kalmış emekçileri, ekmek kavgası içindeki insanları (işçiler, köylüler, kimsesiz çocuklar ve kadınlar) bütün yapıtlarında söz konusu etmiştir. Ona göre, ekmek kavgası yaşamın, dolayısıyla insanın ve ahlakın belirleyicisidir. Orhan Kemal kahramanlarına sevgi duymuş, onları savunarak, geçim sıkıntılarını, onurla varolma savaşımlarını, bencilliklerini, fedakârlıklarım iyimser, aydınlık atmosferler çizerek anlatmıştır. Küçük Adamın Notları ana başlığıyla yazdığı üçlemesi Baba Evi (1949], Avare Yıllar (1950) ve Cemile (1952] ile bu üçlemeyi sürdüren Dünya Evi (1958], yazarın yaşamöyküsüyle koşutluk gösteren bir gelişim izler: Gurbette ve Türkiye'ye döndükten sonra Adana'da yoksullukla geçen çocukluk ve delikanlılık yılları, "genç adam"m Boşnak kızı Cemile'yle evlenişi, doğan çocukları, gündelik yaşamın ana çizgileri izlenerek, biçimsel denemelere girilmeden anlatılmıştır. Sanayileşme sürecindeki Adana ve Çukurova'da yaşayan,açlık ve değişen iktisadi koşullara uyma ikilemi arasındaki trajik noktada bulunan köylüleri, mevsimlik tarım işçilerini, meslekleri yavaş yavaş tükenmekte olan zanaatçıları anlattığı Bereketli Topraklar Üzerinde (1954), Vukuat Var (1959), Hanımın Çiftliği (1961), Eskici ve Oğulları (1962), Kanlı Topraklar (1963) gibi romanlarında konularını yaşamöyküsünden çok, gözlemlerinin verilerine dayandırdı. Özellikle Bereketli Topraklar Üzerinde romanı, Orhan Kemal'in bu dönem romanları içinde başyapıtı sayılır. Orta Anadolu'da bir köyden mevsimlik işçi olarak Çukurova'ya gelen üç kapı komşusu arkadaşın serüveni (Köse Hasan'ın çırçır fabrikasındaki ağır koşullara dayanamayarak, Pehlivan Ali'nin ise bir kötü kadına parasını yedirdikten sonra ölmesi, ancak İflahsız'ın Yusuf un uygarlığın simgesi olarak düşlediği gazocağıyla köyüne dönebilmesi) yazarın gerçekçi gözlemciliğini olduğu kadar, sanayileşme süreci içindeki "küçük insanlar"ın seçeneklerini, düşünce yapılarını ve yazgılarını da belgelemektedir.
Orhan Kemal, İstanbul'a göç ettikten sonra tanıdığı çevre ve insanları işleyen İstanbul dönemi romanlarında (1950 sonrası), Adana dönemi romanlarında anlattığı insanların o yıllarda canlanan iç göç dalgasına kapılarak İstanbul'a geldikten sonraki serüvenlerini anlattı: Suçlu (1957); Devlet Kuşu (1958); Gurbet Kuşları (1962); Bir Filiz Vardı (1965); Arkadaş Islıkları (1968); vb. İstanbul dönemi romanlarında, daha öncekilerde işlediği konulara büyük kentin temel sorunlarını, bu arada kente uyum sağlamış genç kuşakla yaşlı kuşağın çatışması, gecekondu yıkımı gibi dönemin nesnel koşullarından kaynaklanan konuları da kattı. Müfettişler Müfettişi'yle (1966), devamı Üç Kâğıtçı (1969), çıkış noktası Gogol'ün Müfettiş 'ini anımsatan ve küçük bir kasabada kendisini müfettiş sanan insanları sömüren, kente ancak yozlaşarak uyum sağlamış Kudret Yanardağ'm insanları aldatarak sömürme olgusunu işleyen romanlardır. Orhan Kemal öykülerinde de, romanlarındaki toplumsal çevrelerdeki küçük insanları anlattı. Roman ve öykülerinde ilk dikkati çeken özellikler, süssüz, yalın bir anlatımla, çokça kullandığı diyaloglarla, ayrıntısız betimlemelerle ve ruhsal çözümlemelere girmeden geliştirdiği üslubudur. Bu, Orhan Kemal anlatısının en belirgin yanıdır. Kuşkusuz onun yalın ve süssüz anlatımı yeğlemesinin temel nedeni, konularının alındığı insanların yaşamlanndaki, davranış biçimlerindeki, dünya görüşlerindeki yalınlıktır. Ilımlı bir ağız taklidine dayanan diyaloglar Orhan Kemal roman ve öyküsünde, anlatının geliştirilmesinde başlıca araçtır. Bu nedenle, kimi kez yinelemelere düşse de, diyaloglar canlı ve kahramanların karakterlerini belirleyici niteliktedir. Kahramanların ruhsal durumlarını iletmekte de, diyalogların payı büyüktür. Orhan Kemal birçok romanını, geçim kaygısıyla çabuk yazıp yayımlaması nedeniyle, iyi işleyememiş, kimi romanlarında yinelemelere düşmüştür. Yazar, son yıllarında bu nitelikteki kimi romanlarını yeniden işleyerek yayımlamıştır.
Eserleri:
Öykü: Ekmek Kavgası (1949); Sarhoşlar (1951); Çamaşırcının Kızı (1952); 72. Koğuş (1954); Grev (1954); Arka Sokak (1956); Kardeş Payı (1957; 1958 Sait Faik Hikâye Armağanı); Babil Kulesi (1957); Dünyada Harp Vardı (1963); İşsiz (1966); Önce Ekmek (1968; 1969 Sait Faik Hikâye Armağanı ve Türk Dil Kurumu Öykü Ödülü); Kütükler ve Büyükler (1971).
Roman: Baba Evi (1949); Avare Yıllar (1950); Murtaza (1952); Cemile (1952); Bereketli Topraklar Üzerinde (1954); Suçlu (1957); Dünya Evi (1958); Devlet Kuşu (1958); Vukuat Var (1959); Gâvurun Kızı (1959); Küçücük (1960); El Kızı (1960); Hanımın Çiftliği (1961); Eskici ve Oğulları (1962); Gurbet Kuşları (1962); Sokakların Çocuğu (1963); Mahalle Kavgası (1963); Kanlı Topraklar (1963); Bir Filiz Vardı (1965); Müfettişler Müfettişi (1966); Yalancı Dünya (1966); Evlerden Biri (1966); Arkadaş Islıkları (1968); Sokaklardan Bir Kız (1968); Üç Kâğıtçı (1969); Kötü Yol (1969); Kaçak (1970).
Anı: Nâzım Hikmet'le Üç Buçuk Yıl (1965).
İnceleme: Senaryo Tekniği ve Senar-yoculuğumuzla İlgili Notlar (1963). Öykü-röportaj: İstanbul'dan Çizgiler (1971).