|
Edebiyat -
Yazarlar
|
|
Refik Halid'in babası Karakayış oğlu İsa torunlarından Mehmet Halid'di. Refik Halid bu soy adını sonradan küçülterek Karay biçimine sokmuştur. Refik Halid'in doğduğu yılların babası Mehmet Halid Maliye başveznedar ve Osmanlı Bankası nazırıydı. Amcalarından biri asker (Rıza Paşa), biri de bestekârdı (Behlül Efendi). Refik Halid'in anne tarafıysa Kırım hanları sülalesinden gelir. Karay'ın kardeşlerinden Hakkı darphane müdürlüğü yapmış, Niyazi Maliye'de çalışmıştır. Kız kardeşi Münire ise Sultan Hamid'in baş kitapçısı Hasip efendinin gelini ve mabeyine kâtiplerinden Emin Bey'in eşiydi.Mehmet Halid mevlevi tarikatının tanınmış simalarındandı ve o dönemin iyi giyinen, zarif ve seçkin erkeklerinden biriydi.Çocukluk ve gençlik döneminin bütün yazlarını Erenköy'de geçiren Refik Halid kış dönemlerinde Şehzadebaşı ve Beyazıt'ta oturdu. İlk öğretmeni dayısı İhsan olmuştur. Daha sonra Veznecilerde "Şemsülmaarif" mektebine gitti. Kışın bu okula gidiyor, yazlanysa Göztepe'de "Taş Mekteb"e devam ediyordu. On iki yaşında girdiği Mekteb-i Sultani'yi (Galatasaray Lisesi) on sekiz yaşındayken müdür muaviniyle tartışarak terk etti. Sınavları kazanarak Hukuk Mektebi'ne girdi, aynı zamanda da Maliye Nezareti'nde çalışmaya başladı.Refik Halid Hukuk Mektebi'ni ikinci sınıftan terk edip Bu arada bazı gazetelerde çevirmenlik de yaptı. Bir süre sonra Fecr-i Ati grubunun ilk toplantılarına katildi. İlgiyle karşılanan mizah öykülerinde İttihat ve Terakki'yi eleştirdi. Edebiyat alanında gerçek kişiliğini sergileyen yapıtlarını Fecr-i Ati grubundan ayrıldıktan sonra vermeye başladı. Anadolu insanını ve genel olarak insan ilişkilerini konu aldığı Memleket Hikayeleriyle Türk öykücülüğüne yeni bir soluk getirdi. Bu yapıtında sürgün olarak gittiği Anadolu'daki gözlemlerine dayanarak gerçekçi Türk edebiyatının en seçkin örneklerini verdi. Türk öykücülüğünü İstanbul'dan çıkararak Anadolu'ya yöneltti ve bir açıdan köy edebiyatının da öncüleri arasında yer aldı. Yalın dil anlayışıyla çağdaşı birçok yazardan ayrıldı. Başarılı betimlemeleri dengeli anlatım ve duyarlığıyla kalıcı öyküler bıraktı. Gurbet Hikâyeleri'ndeyse dahatitiz bir gözlemciliğe yönelerek Beyrut ve Halep sürgününden kesitler yansıttı. Refik Halid II Abdülhamid döneminden I. Dünya Savaşı'na kadar geçen dönemi konu aldığı romanı İstanbul'un İçyüzü'nde kullandığı özgün teknikle bu dönemin rengini ve havasını ayrıntılı biçimde yansıtmayı başarmıştır. Karay 1938'de sürgünden döndükten sonra daha çok popüler romana yönelmiş, çabuk ve peşpeşe çok sayıda roman verme kaygsıyıla edebiyat değeri tartışılabilir yapıtlar yazmıştır.
Eserleri:
ROMAN İstanbul’un İçyüzü (1920) Yezidin Kızı (1939) Çete (1939) Sürgün (1941) Anahtar (1947) Bu Bizim Hayatımız (1950) Nilgün (3 cilt, 1950-1952) Yeraltında Dünya Var (1953) Dişi Örümcek (1953) Bugünün Saraylısı (1954) 2000 Yılının Sevgilisi (1954) İki Cisimli kadın (1955) Kadınlar Tekkesi (1956) Karlı Dağdaki Ateş (1956) Dört Yapraklı Yonca (1957) Sonuncu Kadeh (1965) Yerini Seven Fidan (1977) Ekmek Elden Su Gölden (1980) Ayın On Dördü (1980) Yüzen Bahçe (1981)
ÖYKÜ: Memleket Hikayeleri (1919) Gurbet Hikayeleri (1940)
MİZAH: Sakın Aldanma İnanma Kanma (1915) Kirpinin Dedikleri (1918) Agop Paşa’nın Hatıraları (1918) Ay Peşinde (1922) Tanıdıklarım (1922) Guguklu Saat (1925)
GÜNCE: Bir İçim Su (1931) Bir Avuç Saçma (1939) İlk Adım (1941) Üç Nesil Üç Hayat (1943) Makyajlı Kadın (1943) Tanrıya Şikayet (1944)
|