|
İlk ve orta öğrenimini Adapazarı, İstanbul ve Bursa'daki çeşitli okullarda gören (1928] Sait Faik Abasıyanık, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde başladığı yüksek öğrenimini iki yıl sonra yarıda bırakarak babasının isteği uyarınca iktisat okumak için önce Lozan'a (İsviçre), daha sonra da Grenoble'a (Fransa) gitti. Grenoble'da kaldığı üç yıl boyunca (1930-1933), öğrenimini düzenli biçimde sürdürmek yerine gönlünce yaşamaya daldı; babası tarafından geri çağrıldıktan sonra, ticaretevi ortaklığı, türkçe öğretmenliği, fıkra ve röportaj yazarlığı gibi çeşitli işlerde çalıştı; sonunda, babasından kalan gelirle geçinerek kendini bütünüyle edebiyat çalışmalarına verdi ve kışları Şişli'deki, yazları da Burgaz adasındaki evinde annesiyle birlikte yaşadı. BİR ÖYKÜ USTASI Daha lise sıralarında şiir ve öykü denemelerine girişen Sait Faik Abasıyanık, ilk öyküsü İpekli Mendil'i 1934'te Varlık dergisinde yayımladı. İlk öykülerinde (Semaver, Sarnıç, Şahmerdan) daha çok çocukluk (Adapazarı) ve ilk gençlik (Bursa, Fransa) izlenimlerini yansıtırken, biçim ve içerik açısından geliştirdiği sonraki öykülerinde "küçük adam" in yalnızlığını, yaşama sevincini, çirkinlik ve kötülüklere karşı koyma çabalarını, İstanbul'un orta ve daha aşağı kesim insanlarının sorunlarıyla kaynaştırıp vermeye çalıştı (Lüzumsuz Adam). Bu özelliğiyle tam bir İstanbul öykücüsü oldu. Edebiyat yapıtlarının insanı yeni, mutlu, iyi ve güzel dünyaya götürmesi gerektiğine inanan Sait Faik, bu yeni dünyayı kurma özlemini yapıtlarında bazen küçük mutluluklara sığınarak, bazen mutsuzluğun tadını çıkararak, bazen de gerçeküstücü bir anlatıma yönelerek (Son Kuşlar, Alemdağ'da Var Bir Yılan) verdi. Şiirsel dilin yetkin sesini duyurduğu öykülerinin yanı sıra şiir (Şimdi Sevişme Vakti) ve roman da yazmaya yöneldi. Romanları arasında yer alan Birtakım însanlar'da Burgaz adasında yaşayan insanların ikinci Dünya savaşı yıllarındaki acılarını, sevgilerini, yasadışı işlere yönelmek zorunda kalışlarını ayrı öyküler biçiminde sergiledi. Kayıp Aranıyor'daysa, mutluluğu arayan bir genç kızın, düş kırıklığına uğrayınca çevresine yabancılaşışmı anlattı. Çağdaş edebiyata katkılarından ötürü A.B.D 'ndeki Mark Twain Derneği tarafından onur üyeliği verilen (1953) sanatçının ölümünden sonra annesi, onun adına bir öykü armağanı kurmuş (1955), Burgaz adasındaki evi de ölümünden çok sonra bir müzeye dönüştürülmüştür (1964). Eserleri: Öykü: Semaver (1936); Sarnıç (1939); Şahmerdan (1940); Lüzumsuz Adam 1956: (1948); Mahalle Kahvesi (1950); Kumpanya (1951); Havada Bulut 1957: (1951); Havuz Başı (1952); Son Kuşlar (1952); Alemdağ'da Var Bir Yılan (1954); Az Şekerli (öyküler- röportajlar, 1954); Tüneldeki Çocuk (öyküler-röportajlar, 1955); Mahke-me Kapısı (öykü-röportaj arası anlatı, 1956). Roman: Birtakım İnsanlar (1952, 1944'te Medar-ı Maişet Motoru adıyla yayımlandı); Kayıp Aranıyor (1953). Yazı-Şiir: Şimdi Sevişme Vakti (şiirler, 1953); Balıkçının ölümü- Yaşasın Edebiyat (ölümünden sonra derlenen yazılar- şiirler, 1977). Röportaj-Mektup: Açık Hava Oteli (ölümünden sonra derlendi, 1980). Çeviri-Uyarlama: Müthiş Bir Tren (ölümünden sonra derlendi, 1981).
|