Öykücü ve roman yazarı Faik Baysal, 1 Aralık 1922 de Adapazan'nda doğdu, 9 Aralık 2002'de İsranbul'da yaşama gözlerini yumdu. (Doğum tarihi kimi yerlerde 1922, kimilerinde de 1918'dir. Ama kendisiyle yapılan bir söyleşide 1921'i verir.) Tam adı Mustafa Faik Baysal. Babası Faik Bey, annesi Ferdane Hanım'dır. Romanya'dan göçen bir ailenin çocuğu olarak, çocukluğu Adapazan'nda büyükbabasının yanında geçti. 1928-1929 yıllarında Kadıköy Saint Joseph (Sen Jozef) Lisesi'nde yatılı okudu. İÜ Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi (1942). Askerliğinden sonra, Pertevniyal Lisesi'nde Fransızca öğretmenliği yaptı (1944-1949). Özel dersler verdi, gazetecilik, çevirmenlik gibi işlerle uğraştı. Bir süre Ankara Radyosu'nda iki yıl spikerlik yaptı. Meydan-Larousse, Büyük Lügat ve Ansiklopedi'de çalıştı. Mesut Uçakan, "Kavanozdaki Adam" senaryosunu filme çekti TRT'de gösterildi (1988). Faik Baysal, edebiyata şiirle adım attı. İlk şiiri 1936'da Gündüz dergisinde yayımlandı, daha sonra da şiir, öykü ve yazıları Servetifünun-Uyanış, Büyük Doğu, Yaratış, Varlık ve Hisar dergilerinde çıktı. Fransızca ve İngilizceden çok sayıda kitap çevirdi.
Romanlarından Rezil Dünya yaşamöyküsünden büyük izler taşıyan bir romanı oldu. Bunda büyükbabasıyla geçirdiği çocukluk döneminden başlayarak, 2. Dünya Savaşı'nın sıkıntılarını, savaş zenginlerini anlattı. Adını Sakarya ili dolaylarındaki bir köyden alan Sarduvan ise, acımasız köy gerçeklerini, güvensiz ortamın beraberinde getirdiği umutsuzluğu, çaresizliği konu edindi. Faik Baysal, çok değişik konularda romanları olan bir yazar.Rezil Dünya, hem otobiyografik özellikleriyle, hem de karamsarlığıyla öne çıkar. Tahir Alangu Rezil Dünya için "Bir bakıma Sarduvan'ın kent çevresinde geçen bir yansımasıdır" der. Sarduvan'sa, 1944 yılında bazı bölümleri yayıncının sakıncalı bulduğu için eksik yayımlandı. Aradan yarım yüzyıl geçtikten sonra yazan gözden geçirerek, tamamını yayımladı ve hemen gereken ilgiyi gördü, Orhan Kemal Roman Armağanı verildi.Sarduvan, Faik Baysal'ın edebiyat dünyasında tanınmasına da yol açan bir roman oldu. Bunu şöyle anlatır: "Sarduvan" romanımı Çankırı'da Kurşunlu'da iken yazdım. Ve bunu bastırmak büyük bir problem oldu. Bütün yayınevleri aşk maceralan istiyordu. Ben ise Sarduvan'la Adapazan yakınlarındaki bir köyün Cumhuriyet döneminden çok önceki yaşayışını, toprağını ve alışageldiğimiz yoksul, ümitsiz serseri insanlanyla gelmiştim. Anlatımım da başkaydı, dilim de... Kitaba önsöz yazan Celalettin Ezine ve İstanbul Üniversitesi öğretim üyelerinden rahmetli Selmin Evrim de olmasaydı, Semih Lütfi Kitabevi bu kitabı basmayacaktı. Sarduvan yüzünden çok saldırılara uğradım. Ama yılmadım. Ne yaptığımı biliyordum. En güzeli yıllarca aldığım Fransız kültürünün etkisi altında kalmamıştım." Ateşi Yakanlar, bir Kurtuluş Savaşı romanıdır. 10 Mayıs 1919 ile 20 Ekim 1920 tarihleri arasındaki dönemi, Kuvayi Milliye hareketini anlatır. Elleri Sesinin Rengindeydi, Faik Baysal'ın yeni yazdığı ve hiçbir yerde yayımlanmamış öykülerinden oluşan en son kitabıdır ve insanı tüm boyutlarıyla, çoğunlukla da kadınları dile getirir. Faik Baysal, Kırmızı Sardunya'da gündelik yaşamlarını sürdüren sıradan kişilerden çok, belirgin ve canlı tipler üstünde durur. Drina'da Son Gün ise, 2. Dünya Savaşı yıllarında Yugoslavya'da kalan Türkler'in çektikleri gerçek acıların acıklı öyküsüdür.
Edebiyatımızdaki Yeri
Ahmet Miskioğlu'na göre Faik Baysal, "Kırklı yıllarda, önceki dönemlerden ayrımlı, yerleşik şiir anlayışını yıkan çok değişik şiirler yayımlıyordu. Ben, onun şiirlerini okurken değişikliğe şaşar ve ondan hiç kimsenin söz açmamasına daha çok şaşardım. Sonra kendi kendime yorumladım. Faik Baysal yalnız bir adamdır, arkadaşı, gönüldaşı pek yoktur, bu yüzden buluşlarını da kimse görmek istemiyor diyordum. Öbürleri ise sile sık birbirlerini pohpohlayarak dikkat çekebiliyorlardı.(...)Faik Baysal da hakkı yenmiş yazarlardan biridir. Bir gün, gerçek, bilimsel tutumlu ve sezgisi güçlü yazarlar yetişecek, bütün yanlışlar düzeltilecek. Buna inanıyorum. Haksız ünlülerle hakkı yenmiş ünsüzler arasındaki ölçülü denge bulunacaktır. Sürekli olarak yenilik ardında koşma, yalın bir anlatım ve topluma değer verme eğilimi içinde şiirler yayımlayan Faik Baysal, başarılı romanlar, öyküler de yazdı; çok sayıda çeviri yaptı yayımladı. Kuşku yoktur ki çevresini, kuşağını, çağını etkilemiş ve kendisi de onlardan etkilenmiştir." (Türk Dili, Ocak-Şubat 2003) Faik Baysal, değeri yavaş yavaş ortaya çıkan bir yazar konumunda. Bu değer, gerek 1930'lu yıllarda yazdığı şiirlerle, gerekse 1940'lı yıllardan başlayarak yazdığı romanlarla ve 1970'li yıllarda yoğunlaşarak süren çevirileriyle artacaktır.
Eserleri
Roman: Sarduvan (1944,1994 Orhan Kemal Roman Armağanı), Rezil Dünva (1955), Drina da Son Gün (1972), Ateşi Yakanlar (1992), Voli (1993)
Öykü: Perşembe Adası (1955), Sancı Meydanı (1968-1969, Sait Faik Armağanı), Babasının Oğlu(1977), Nuni (1985), Militan (1986), Tota (1991), Güller Kanıyordu (1992), Sarduvan (1993'te sansürsüz olarak basımı, Orhan Kemal Roman Armağanı), İlgaz Teyze Öldü (1993), Kırmızı Sardunya (Perşembe Adası ile Sancı Meydanı birlikte, 1997), Elleri Sesimin Rengindeydi (1998), Terlikler (1998)
Şiir: İlk Defa (1957), Uyyy (1986), Beyaz Şiirler (1996), Ayın Ucunda (1994)
Başlıca çevirileri: Bahar Kokusu (H.H. Kirst 1972), Siyah Lale (A. Dumas, 1975), KırmızıPazartesi (G.G. Marquez, 1982)