|
ELEŞTİRİ; bir sanat eserinin, bir sanatçının gerçek değerini belirtmek gayesiyle yapılan inceleme; bir metni inceleme yolu ile o metin üzerinde bir değer yargısına varma; bir eserin zayıf ve kuvvetli yanlarını belirtme, değerlendirme amacıyla yazılan, sanat ve edebiyat alanında yol gösterici yazılardır. Tenkid, eleştiri aynı anlamdadır. Eleştirmni yani münekkid, bir sanat eserinin gerçek değerini, özünü, yapılışını, değerli değersiz yanlarını belirten kimsedir. Bu bakımdan, eleştirmenin birçok özellikleri kendinde toplamış olması gerekir. Topluma ve sanatçıya büyük faydalar sağlayan eleştirmen, sanatçıyı gerçeğe ulaştırmağa çalışırken, toplumun da sanat zevkini yükselterek, sanatın, sanatçının ve toplumun kılavuzu durumuna geçer. Eleştirme: bir eseri yalın bir dille, kavramlarla anlatarak, tanıtır, yargılar. Eserin biçim ve özünü, çevre, tarih içindeki yerini, durumunu, önemini, değerini, etkisini belirtir.Eleştirmecinin görevi güzellik yaratmak değil, yaratılmış güzelliği yargılamak, okurlara tanıtmaktır. Bugünün eleştirmelerinde güzellik değil, doğruluk esere uygunluk ve yakınlık aranmaktadır. Eleştirmede yaratma değil; duyma, anlama, yargılama gücü bulunması gerekir. ELEŞTİRMEN Eleştirmen, dünün ve bugünün sanat meselelerini iyi bilmeli, geniş bilgi ve kültür sahibi olmalı, başka milletlerin belli başlı sanat eserlerini tanımalı, ele aldığı eseri bütün olarak kavrayabilmeli, peşin yargılardan kendini uzak tutmalı, tek yönlü sanat anlayışına saplanıp kalmamalı, alışılmış güzelliklerden başka güzellikler bulunabileceğim düşünmeli, estetik değerleri ararken geniş bir felsefî görüşle hareket edebilmelidir. Güzellik, gerçeklik, kişilik, birlik, açıklık, bütünlük, olgunluk sadelik, bir edebî eserde bulunması gereken niteliklerdir. Eleştirmen bir eseri incelerken bunları göz önünde bulundurmakla beraber, bu terimlere yükletilen anlamların zamanla değişik biçimlerde yorumlanacağını bilmelidir. Her çağın sanatçıdan istediği erdem değişmekle beraber, bugünün eleştirmeni belirli kurallara bağlı kalmamak zorundadır. Eleştirmecinin başlıca görevlerinden biri; yazarın ne yapmak istediğinin ve yapıtı ile bunu ne dereceye kadar başarabildiğinin araştırılması olmalıdır. Eleştirmen, sanatçının eserini yeni baştan yaşıyan adamdır. Guy de Maupassant'a göre: «Eleştirmen; asla edebiyat cumhuriyetinin bir hür vatandaşı olamıyacaktır. Çünkü yaratan insan hür, yargılıyan insan esirdir.» Peter ise şöyle düşünür: «Sanatçı; güzel şeylerin yaratıcısıdır. Eleştirmense, güzel şeylerden aldığı izlenimleri başka bir tarz; ya da yeni bir malzeme içinde kalıba dökebilen kimsedir.» Şair; hikayeci, romancı, oyun, senaryo yazarı nasıl kendini eserine veriyorsa, eleştirmen de onlar ölçüsünde eleştirisini benimsemelidir. Sanatçı, eletırmen, okuyucu birbirine muhtaç bir bütündür. Eleştirmenin görevlerinden biri de, sanatçı ile okuyucunun arasını bulmaktır. ELEŞTİRİ YAZISI Eleştirmeler; makale türünde yazıldığı gibi bazen sanatçının bütün özelliklerini inceliyen bir kitap halinde de olabilir. Eleştirmenin gayesi güzellik yaratmak değil, yaratılmış güzelliği yargılamak; okurlara tanıtmak; yaratılmış bir eseri yeni açılardan, yeni belgelerle değerlendirmek, yalın, bilimsel bir anlatımla esere en uygun, en yakın doğruyu söylemektir. Rönesans çağında eleştirmenin ölçüsü, ereği; Yunan ve Lâtin yazarlarına uygunluktu. Bir yazar, ne derece eski yazarlara yakınlaşmışsa, o derece başarılı sayılıyordu. Bugünün görüşü ise, değişmez edebiyat kuralları diye birşey tanımamaktadır. Eleştirmen için önce eser vardır, eser olmadıkça, eleştiriden söz açılamaz. İyi bir eleştirmen kendi yönelimine bakmadan toplumun üzerinde etki bırakan büyük yazarları okumak zorundadır. Eleştirmenler için eleştiri, bir bakıma, «kıymet belirtmek, değer biçmek, yargılamaktır: Eleştirmeler çoğunlukla iki bölümde yapılır: 1. Doğrudan doğruya eser üzerinde yapılan eleştirme, 2. O eser hakkında önceden yapılmış yargılama üzerine eleştirme.
|