|
HİKÂYE; hayatta olan veya olacak kanısı veren olayları bir ölçü ile anlatan; hayâlde tasarlanan ilgi çekici bir takım olayları anlatarak okuyanda heyecan veya zevk uyandıran yazıdır. Hikâyelerin kişileri azdır; bir tek olay anlatmak amaciyle yazılır. Derin çözümlemelere pek elverişli sayılmaz. Hikâyeler, çoğunlukla, birkaç sayfa uzunluktadır. Hikâye; üzerinde gerektiği kadar durulmamış yazı türlerinden biridir. Hikâyedeki olay, başlangıçtan sonuca doğru giden bir olayın bir anlık parçasıdır. Hikâyeler; çoğunlukla, o bir anlık parça içerisindeki insanı incelemeyi gaye edinirler. Bununla beraber, herhangi bir hayvan, bir şey de hikâye konusu olabilir. Bunun için kısa hikâyeler; yoğun, dolgun bir nitelik taşımalıdır. Hikâyelerin kısa, kişilerin sayıca az ve hayatlarının yalnız bir tek safhasının anlatılması belli başlı bir özelliğidir. Biz bugün hikâye dediğimiz zaman, moral ve zevkin birbirine bağlanmış olmasını kastediyoruz. Alain: «Hikâyede her şey geçmişi gösterir, onun yaşadığımız anla ilgisi, yalnızca anlatımındaki birleştirici sestir» görüşündedir. Balzac: «Bir hikâye, bir insanı ölümsüz yapabilir» der. Hikâyeler, hareketten hoşlanan insanın bu isteğini karşılar; insanlara karşı duyulan yakınlık duygusunu arttırır. Bir an için de olsa, okuyucuyu hayâl dünyasında dolaştırır. însanın zihin gelişmesini arttırır; insanlara yüksek ideallerle birlikte geniş bir hayat anlayışı sağlar. Eski edebiyatımızda hikâyet diye geçer. Conte, Fransızca Nouvelle de hikâye anlamındadır. İlk hikâye anlatımı, önce Doğu'da sonra Batı'da, mizah yollu olaylarla başladı. Yazılı olarak ortaya çıkışı çok daha sonradır. Bunların yazarları belli değildir. Hikâye türünün kaynağı eski Hind'e kadar gitmektedir. Halk masallarının bu türlü hazırladığı, «Binbir gece Masalları» nın hikâyeye kaynaklık ettiği savunulmaktadır. HİKAYECİ Hikayeci; kişilerini, onların çeşitli problemlerini hayat çerçevesinden görmek ve yaşamak zorundadır. Bu bakımdan görüşleri daha doyurucudur: Hikâyeyi başarılı kılan öğelerden biri olduğu şüphesizdir. İyi hikayeci, bir romancı da olduğu gibi, birkaç yaşantısını bir konu içinde birleştirir ya da bir olayı alır genişletir, ona kendi yaşantılarını ekler. Hikayeci; yazısiyle okuyucunun arasına girebilmeli; yarattığı kişilerin olanaklarını ölçüp biçtikten sonra, gerçeğe uygun olarak onları hareket ettirmelidir. İçinde yaşadığı toplumun durumunu iyi bilmeyen, insanı iyi tanımıyan bir kimse iyi hikayeci olamaz. Hikâye, başlıbaşına bir kompozisyon türü olmasına karşın, hikayeciyi romana götüren bir yol da sayılmaktadır. Gerçek hikayeci ise, kendi yazı çeşidini diğer nesir türlerinden üstün tutmak zorundadır. Küçük hikâye yazmak için, çok düşünmek, çok çalışmak gerekmektedir. Hikayeci; kişilerini, onların çeşitli yaşantılarını duymak, görmek ve yaşamak gerekliliği içerisindedir. HİKAYE YAZMA Hikâye canlı bir dille yazılmalı, gerçek dünya ile yaratılan hayâl dünya arasında sağlam bir ilgi bulunmalıdır. Bu ilgi, bizi hikâye boyunca sürüklemeli; anlatım sağlam bir birlik ve özenli bir düzen üzerine oturtulmalıdır. Bunun için, ilgi çekici bir konu seçilmeli; konu sağlam bir plana dayanmalı; fikirler birliğe dikkat edilerek yazılmalı; konu, hayâl ürünü bile olsa, gerçeğe uygun olarak işlenmelidjr. Hikâye, mümkün olduğu kadar akla aykırı hiç bir şeyi içine almamalıdır. Akla aykırı elemanlar hikâye içine alınacak olursa, o zaman bunlar, akla uygulanmış gibi anlatılmalıdır. Çehov; «Güzel hikâye yazmak için, yazdıklarınızın başını ve sonunu atınız» diyor. Parlak bir üslûp, karakter tasvirlerini, karakter düşüncelerini gölgeleyebilir. Tasvirler, olduğu gibi, olması gerektiği gibi yapılmalıdır. Hikâye, üçüncü şahsın ağzından anlatıldığı gibi, hikayeci kendi başından geçiyormuş gibi de anlatılabilir. Yalnız, canlı kelimeler; canlı fiiller kullanmaya; kişileri konuşturarak hikâyeye canlılık, akıcılık ve bütün güzelliği vermeye çalışılmalıdır. Gerçek ayrıntılar katarak hikâyenizin geçtiği yerleri canlı bir hale getiriniz. Hikâyenin bu yönüne kişisel deneyler, görüşler, araştırmalar, kaynak olabilir. Hikâye kahramanlarınız size ve okuyuculara gerçek kişiler olarak görünmelidir. En iyi bildiğiniz kimselerin kahraman olarak seçilmesi bu işi kolaylaştırır. HİKAYENİN BÖLÜMLERİ Hikâyenin kuruluşunda; olay anlatan yazılarda olduğu gibi; serim, düğüm, sonuç bölümleri vardır. Roman, tiyatro, masal, anı, mektup, gezi ve başka birçok yazı türleri bu hikâye planından faydalanır. Bu üç bölüm şöyle uygulanır: Serim Bölümü: Bu bölüme giriş bölümü de denilir. Olayın geçtiği yer yani dekor, bellibaşlı nitelikleri söylenerek bu bölümde tasvir edilir. Olayın şahısları, kahramanı en canlı iç ye dış görünüşlerile belirtilerek tanıtılır; kısaca portre çizilir. Olayın ne olduğunu biz bu bölümde anlarız. Düğüm Bölümü: Bu bölüme gelişme,bölümü de denir. Olayın başlayıp açılması, okuyanın ilgisini, merakını arttıracak bir durum alması; olayın düğümü, kişilerin konuşmaları bu bölümdedir. İsim ve fiil cümleleri kullanarak, farklı yapıda cümlelere yer vererek, konu ile ilgili örnekler alınarak bu bölümde çeşitlilik sağlanmalıdır. Çözüm Bölümü: Bu bölüme sonuç bölümü denilir. Olayın ne şekilde sona erdiği; olayın kişiler ve görenler üzerindeki etkisi burada anlatılır. Aristoteles diyor ki: «Hikâye, birlikli bir bütün, canlı bir varlık gibi kendi özüne uygun, bir başı, bir ortası, bir sonu olan bir hareket çevresinde geçmelidir. Hikâyenin çözümü, karakterlerden kendiliğinden doğmalıdır.»
|