Felsefe

Fotoğraf

Roman PDF Yazdır e-Posta
Edebiyat

ROMAN; insanların başlarından geçen veya geçebilir kanısını uyan­dıran olayları yer ve zaman bildirerek anlatan uzun yazı; yaşan­mış ya da tasarlanmış uzun ve birbirine bağlı birçok olayı bir temel düşünce çevresinde toplayarak anlatan edebî eser; bir bakıma, büyük hikâye; olağanı olmuş gösterme sanatıdır. Roman; insanı aydınlığa çı­karır. Roman okurken, yeni yeni çevreler içinde çeşitli kişilerle karşı­laşarak kendi kendimizden uzaklaşır, okuduğumuz kişilerin deneylerin­den geniş ölçüde faydalanırız.

Sanatçının bilgi, görgü ve duygusu yazdığı romanın özelliği üze­rinde derin etkiler bırakır. Roman, bir hayatı, hayatın akışını değiştiren büyük olayları ayrıntılariyle hikâye eden bir edebiyat türü; yazarın hayalgücü, sanatı ve bilimiyle yaratılmış bütün bir hayattır. Roman türü; baştan geçenleri, tutkuları, karakterleri, insanlık tarihinin büyük olay­larını, insanı ingilendiren her türlü konuyu işliyebilecek niteliktedir. İnsan, dünya ve bütün evren romanın konusu olabilir.

Roman zevk alarak okunan edebî türlerin en önemlilerindendir. Roman; olayları anlamak, anlatmak ihtiyacından doğmuştur. Bir ha­yatla, bir hayatın ana olayları, romanın temel konuları arasındadır. Ro­manın başlıca özelliği; uzun oluşu, kişilerin sayıca çokluğu ile hayat safhalarının geniş geniş anlatılmasıdır. 

ROMANCI

Romancı dilediğini anlatmakta hürdür. Bununla beraber biliyoruz ki, hiçbir büyük romancı günün olayları karşısında ilgisiz kalmamıştır. Zamanımız romancısı, romanına bütün düşüncelerini, düşlerini, göz­lemlerini, görüşlerini, hiç değiştirmeden, hikâyeleştirmeden, romanlaş­tırmadan bile koyabilmektedir.

Romancının ilk görevi, kişiliğini yitirmemesi, sınırlarını bitmesi­dir. Büyük romancı, kendinden başkasını kaynak olarak almaz; kendi kalıbını kendi döker, o kalıbı da ancak kendisi kullanabilir. Bir roman yazarı, en iyi hangi üslûpla kendini anlatabiliyorsa o üslûbu seçmelidir. Romancının getirdiği yeniliklerle üslûbunun özellikleri arasında yakın bir bağ bulunur. Başkasınkine benzetilen her üslûp fena üslûptur.

Gustave Flaubert'e göre: «Romancının görevi, görmek, incelemek ve topladığı gereçlerden hayatın kısaltılmış bir örneğini çıkarmaktır.» Yakup Kadri ise şöyle diyor: «Romancı, yarattığı tiplerin ham madde­sini, gerçi, yine hayattan alır ama, kendi tahlil ve terkip potasında eri­tip süzerek içlerinden en özlü cevherini çıkarmasını bilir.» James Farrel şu düşüncededir: «Bir romancıya en basit not verme yollarından biri, yaşıyan karakter yaratıp yaratmadığına bakmaktır.» 

ROMAN YAZMA 

Roman yazmada; roman kişileri, ilk düşünüldüğü zaman fazla ge­lişmezler; konu ilerledikçe, belirsiz kişiler yeni olanaklarla birlikte önem kazanırlar. O kişilerden her biri) başka bir kalıp, başka koşullar için­de, başka yaradılış ile yazarın kendisidir denilebilir. Romancı her ka­lıba girebilen adamdır.

Roman yazarı; bir tek duygunun, bir tek tutkunun adamı İse; kendisininkilere karşıt, yabancı olan duygulara, tutkulara, inançlara, hayalen olsun katılamıyorsa gerçekten romancı sayılamaz. İnsanları iyi ve kötü, ezen ve ezilen, v.b. ikiye ayırıp kalkan, açıkça bir taraf tutan, yani kendi inancında olanları iyi, olmayanları kötü diye gösteren ro­mancı iyi eser veremez.

Roman yazmanın gayesi; gerçeği anlatmak olmalıdır. Kuvvetini ger­çekten almayan roman, boş bir gevezelikten başka bir anlam taşımaz. Roman hayatı kendine konu edinmeli; insanı bütün olarak yakalama­lıdır. En büyük romanlar, insan ruhunun gizli kalan sırlarını en çok açığa vurabilmiş olanlar arasındadır. Bunun için, romanın gereği, in­sanın içinde gizlenen insanı bulup çıkarmak, göstermek ve tanıtmak olmalıdır. 

ROMAN PLANI

Roman yazarken; edebiyat sanatının en büyük yardımcısı olan dile saygı duymak, eksiksiz, yanlışsız, doğru, güzel, her kelimeyi yerin­de kullanmak ustalığını göstermek gerekir. Gerçek romancı; romanını kendi kendinin bile yönetemediği içinden gelen zorlamalara uyarak du­yar ve yazar.

Romanlarda çoğunlukla amaç; bir olayı değil, bir hayatı ve bir hayatın önemli bölümlerini anlatmaktır. Bunun için olgular, kişiler çok olur. Karakterlerin incelenmesine, ruh çözümlemelerine daha çok yer ayrılabilir.

Roman türlerinde genel olarak uygulanan planın özelliği şöyle özet­lenebilir: 1. Serim; bu bölümde olay, olayı yaratan nedenler, kişiler belirtilir. 2. Gelişme veya Düğüm; bu bölümde kişilerin özellikleri, olay­ların akışı, olayların geçtiği yerler, devir ve çevre belirtilir; okuyucu­nun ilgisini arttırmak için entrikalar sıralanır. 3. Çözüm; bu bölümde olaylar bir noktada düğümlenir; sonunda düğüm birden çözülerek eser biter. 

 
 
 
Tüm Hakları Saklıdır.
İletişim: uneweb@hotmail.com
 
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de

 
site ekle