|
KONUŞMAK; dinleyicilere karşı bir kimsenin belli bir konu üzerinde söylediği sözlere denir. Fikrin, sözle anlatılması, karar vermek üzere bir mesele hakkındaki fikirleri, karşılıklı şunu bunu anlatmak, yarenlik etmek konuşmaktır. En eski zamanlardan beri insanların hayatında önemli bir rol oynayan konuşma; her söyleyişte para gibi bir alışveriş aracıdır. Öyleki, bileşik bir fikir anlatmak için birbiri ardınca söylenen kelime dizisi olarak kabul edilen söz, yalnız senle beni birleştirmekle kalmıyor, radyonun, televizyonun aracılığıyle milyonları kucaklayıp etkiliyor. Konuşmanın gayesi; insana bildiklerini, düşündüklerini, duyduklarını açık, doğru, etkili bir biçimde tam olarak anlatma yeteneğini vermektedir. Bu yeteneği gerektiği gibi alan bir öğrenci; yersiz heyecanlara kapılmaz, rahat ve tabiî konuşur; başkalarım dikkat ve sabırla dinler; bir meselenin değişik yönlerini görür, değerli ve değersiz görüşleri kolaylıkla ayırır; çabuk düşünür; düşüncelerini olgun delillerle pekiştirir; peşin hükümlere kapılmaz; haklı, mantıklı kararlar verir; inanmadıklarını körükörüne doğrulamaktan kurtulur; mantığa, sağduyuya, ciddiliğe olan güveni artar.. İyi konuşmak, güzel konuşmak bir sanattır. Her sanat gibi inceliklerini öğrenmek ister. Hoş sohbet dediğimiz adamlar kalplere kadar uzanan yolları bulur; güzel konuştuğu için kendini sevdirmesini bilir. Güzel konuşan kimse, âdeta kişisel bir manyetizma taşır. Konuştuğu kimselere istediğini yaptırır, sebepleri çözümlenemeyen sihirli bir kuvvetle onları etkisi altında bırakır. Yüzyıllar boyu, konuşma sanatı üzerinde düşünmememizin nedenlerini tek şahıs, zümre idaresinde aramak gerekir. Hitabet; demokrasi idaresinin doğurduğu ve geliştirdiği bir sanattır. Bu bakımdan, konuşma sanatını bilen bir kimse için «Söz gümüşse, sükût altındır sözünün bir anlamı yoktur. Konuşma sanatını bilen için «Sükût gümüşse, söz altındır.» KONUŞMA KURALLARI Konuşma sanatını bilmeyen bir kimse; ne kadar zeki, ne kadar değerli olursa olsun, sözlerini dinletemez; karşısındakini inandıramaz; çevresindekilerin canlarım sıkar; herkesi kendinden uzaklaştırır; konuşmasını beceremiyen bir zavallı durumuna düşer; ağzım açtığı andan itibaren kendine zarar vermiş olur. Güzel konuşma sanatından anlayan bir kimse, tatlı sözlerle ifade ettiği güzel bir fikirle, herkesin kalbini kazanabilir. Eflâtun'a göre: «Konuşma insanın aklını kullanma sanatıdır.» Konuşma sanatı; ince, zarif, diğer sanatlardan apayrı özellikle örülü bir sanattır. Konuşma öyle bir diyalogdur ki, buna katılan her insan, sırası geldikçe aktif veya pasif bir rol oynamak zorundadır. Konuşmalardan, başkalarını kıracak ölçüsüzlüklerden, özellikle argo deyimlerini kullanmaktan kaçınmalıdır. Fikirler, duygular, istekler, açık, hatasız bir dille anlatılmalıdır. Sözlerinizin etkili olması için, sözlerinizi belgelemek için yetkili kişilerden faydalanınız. Açık olunuz, sevilen bir adamın sözlerini alınız, yerli ve yabancı şöhretlerin sözlerinden yararlanınız. Kabul ettirmek istediğiniz bir düşünceyi dinleyicilerinizin inandıkları bir görüşe benzetirseniz, inandırma şansınız artacaktır. Sizin karşı tarafı söyletmeniz gerekir. Karşı tarafı, ilgilendiği kendi işinden, sevdiği spordan, başarılarından, karşı taraf kadınsa çocuklarından konuyu açınız; sonra dinleyiniz. Konuşma sanatının hiç şaşmayan iki psikolojik temel gerçeği vardır: 1. İnsan her şeyden evvel kendisiyle ilgilenir; 2. Her insan kendi değerine inanır ve başkalarının da bunu kabul etmesini ister. Bir kimse, bu iki temel gerçeği çıkış noktası olarak alırsa, konuşma sanatının gerektirdiği şukurallara kendini kolayca uydurabilir: 1. Az konuşunuz, 2. Dinleyiniz, 3. Konuştuğunuz kimseye önem veriniz, 4. Çok az şaka yapınız, 5. Zarif iltifatlarda bulununuz, 6. Misafirperver olunuz, 7. Kimsenin arkasından konuşmayınız, 8. Hiç kendinizden bahsetmeyiniz. Sözün dudaklardan yalnız yanlışsız değil, aynı zamanda sevimli bir kıvraklıkla, zengin bir değişiklikle, temiz bir söyleyişle; yürekte, ruhta kuvvetli bir etki yapacak biçimde çıkmasına, dayandığı nedenlerin, duyguların iradesine bağlı olmalıdır. ÖKLESEY» KONUŞMA KUSURLARI Konuşma sanatı; aklımıza her gelen şeyi ulu orta söylemek değil; düşünerek, hoşa gidecek tarzda konuşmak anlamına gelir. Konuşan insanı küçük düşüren kusurları ortadan kaldırmak yetişmez; hoşa gitmeyen sonuçlar doğuran tedbirsizlikleri de yoketmelidir. Bir atasözümüz şöyle der: «Dilin cismi küçük, cürmü büyük.» Sakınılması gereken konuşma kusurlarını şöyle sıralayabiliriz: 1. Konuşurken gösteriş yapmayınız; 2. Tartışmaktan kaçınınız; 3. Övünmeyiniz; 4. İkide birde öğüt vermeğe kalkışmayınız; 5. Palavra atmayınız; 6. Ona buna sırlarınızı açmaktan sakınınız; 7. Ateşi körükleyecek konulara yaklaşmayınız; 8. Saygısızlığa düşmeyiniz; 9. Tanımadıklarınızdan bahsederken saygısızlık etmeyiniz. İnsan ruhunun çiçeklenmesi sayılan konuşmanın kusurlarından herkesin kendini kurtarması gerekir. Öğrencilerin bir çoğu, büyükler bile, konuşurken öyle becerisizlikler yaparlar ki, insan ikinci bir defa daha onları dinlemek istemez. Çünkü onları dinlemek, istemez. Çünkü onları dinlemek, âdeta bir işkence olur. Böyle kimselerin çoğu, geveze, bilgiç, gafçıdır. Pot üzerine pot kırarlar: Montesquieu şöyle diyor: İnsan ne kadar az düşünürse o kadar çok konuşur.» Bazıları alçak gönüllülükten ayrıldıkları için konuşmalarında kendilerini sevdiremezler. Bunlar kibirli, kendisini beğenmiş, her şeyi bildiğini sanan, başkalarının sözünü sık sık kesen, saygısız kimselerdir. Bunlardan başka, bazıları: boşboğaz, kalb kırıcı, alaycı, müzevir, itirazcı, vuzuhsuz, cahil, dedikoducu, eleştirici başı kimselerdir. Bazı kimselerse kendilerine hâkim olamadıkları için çabuk sinirlenir hiddete kapılır; doğru dürüst konuşamazlar. Bunların hepsi sakınılması şiddetle gereken konuşma kusurlarıdır.
|